• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Cordoba Bir Diğer Adıyla Kurtuba

Endülüs gönüllerde; tarihin içinde kaybolup giden bir medeniyetin hüznünü hissettirir. Ebedileşmiş İbn-i Rüşd, Muhiydin İbni Arabi’nin hatırası, Sevilla (İşbiliye), Granada (Gırnata) ve Cordova (Kurtuba)’da aranır.

Endülüs’ün Cordobası, Atlantis gibi bir efsane midir? Peki ya El-Hamra’da sergilenen sanat nasıl bir duygunun tezahürüdür? Bu medeniyet nasıl bir ihtiyaca binaen kurulmuştu? Endülüs Müslümanları, manevi vazifenin gücüne inanmış büyük bir ruh terbiyesinden geçmiş insanlar mıydı?

Bu sorularla Madrid’den Toledo’ya ardından Cordoba’ya yol alıyoruz. Hep diyoruz ya bu  geziler aslında gezenlerin-gezginlerin birçoğu için: iç nizam-iç huzur arayışıdır. Şeyh-i Ekber’i dünyaya hediye eden topraklar belki de bir umut bize de bir anlık huzur bahşedebilir. Modern insan= modern huzur-suzdur aslında.

Cordoba-Kurtuba dünyanın en büyük camiisine şimdilerde katedraline ev sahipliği yapıyor. Katolik İspanya’nın Quadalquivir ismini verdiği nehrin üstünden ortaçağa ait bir köprüyle Mezguita’ya yani Kurtuba Camiisine bağlanıyor yol. Bu sahne, ortaçağdan bir an. Saatlerce seyredilebilecek estetik değeri olan bir ambiyans köprü-nehir ve Kurtuba camii.

 

Camii büyük oranda Hristiyanlaştırılmış, mozaiklere yazılmış hatlar ve doğru olmayan Kıble mahfili orjinaline yakın duruyor. “Kıblesi şaşmış” derler ya, İspanyol rehbere göre Emevi hükümdarı, iktidarının farkını ortaya koymak için kıbleyi farklı tayin etmiş. Bu derin bir mevzuu, “insan” olan her yerde her şey olur demek mümkün. İnsan ve saltanat ilişkisi 1000 yıl önce-500 yıl önce hatta bugün bile aynı minvalde yol alıyor. İspanya topraklarını Müslümanlardan arındırıncaya kadar yıkanmamaya ant içen İsabel’i nereye koyacağız? Bir kadın engizisyon kararlarını en vahşice uyguluyor ve yüzbinlerce Müslüman öldürülüyor, öldürülemeyenler zorla İspanyollarla evlendiriliyor. Büyük aileler ise katolikleştiriliyor. Bugün İspanyol ve Katolik görünümündeki ailelerin kökeni Araplara ve Müslümanlara dayanıyor olabilir. Böyle bir katil olayı ve asimilasyon Müslümanlarca uygulansaydı 800 yıllık Endülüs Emevilerinin İspanya’da izleri olurdu elbet. Hayat bir gölge oyunu adeta.

 

İspanya toprakları, insanları sıralı dağları bereketli ovaları, dağları ve latif havasıyla bir canavar gibi kendine çekmiş çiğnemiş ve yutmuş.  Emeviler, Doğu’dan peygamberi nurunu bir nebze olsun Endülüs’e taşıdılar. Devletin temelini, İbn Haldun’un tabiriyle, “son tarafı baş tarafına alınmış olduğu için baş ve son tarafı belli olmayan bir halka içerisine alınmış” gibi mi kurdular bilemeyeceğim fakat Avrupa’daki İslam varlığını temsil eden bir kitap medeniyeti kurdukları muhakkak. Hristiyanlar yok etmeye bu kitapları, dolayısıyla medeniyeti yakıp yıkmakla başladılar. Pek tabi ki medeniyetlerin de ömrü olur, ancak Gıranada dışında Müslüman izlerine rastlanmaması sadece İsabel ve engizisyon kararları ile açıklanamaz. 800 yıl hüküm sürenlerin de bir hatası olmalı. Kim bilir belki de yeterince adil değillerdi. Bu koca topraklarda 800 yıldan geriye bir küçük camii, onun koynunda küçük bir mezarlık… benimseyemedim. Hüzün, insanı El-Hamra’nın karşısında kaskatı kesiyor. Ölüm ağacı kapatmış yüzyılların üstünü. Yine de Kurtuba’nın müstesnalığını zikredelim, döneminde ilmi çalışmalarda Avrupa şehirleri arasında da Kurtuba birinci sıraya yükselmiştir. Kurtuba, yalnızca İslam medeniyeti için değil, insanlığın ortak medeniyet birikimi açısından da önemli bir merkez olmuştur.

Büyük bir zekâya, manevî coşkuya ve iç görüşe sahip olan İbnü’l-Arabî, genç yaşta Endülüs’ün çeşitli coğrafyalarında seyahatler yapar. Gittiği yerlerde kadın ve erkek sûfîlerle tanışır. Bu seyahatlerin birinde ise Kurtuba’da bulunan Aristo’nun usta yorumcusu Ibn Rüşd’le karşılaşır. Bu bakımdan da Cordoba görülmesi gereken bir yerdir. Yahudiler de Müslümanlarla aynı dönemde Cordoba topraklarında etkin olmuşlar, onlardan ortaçağdan bugüne mahalleri kalmış. Beyaz badanalı, dar sokakları ile insanları tefekküre ve huzura davet ediyor. Modern zamanlardan çok uzaklara götürüyor. Bir İspanya seyahatinin olmazsa olması bu Cordoba’nın eski mahalleleri olmalı.

 

Yazının başında belirttiğim gibi Endülüs estetik değerine, büyüleyici havasına rağmen hazin sonu kendisini unutturmuyor. İlerleyen haftalarda İşbiliye ve Gırnata’yı anlatmaya gayret edeceğim.

Son söz, Avrupa’yı mimarisini, kültürünü, meydanlarını çok seven bazı dostlarımız, İspanya’da görülmeye değer tek yer olarak Barcelona’yı söylüyorlar. Unutulmamalı ki Avrupa’nın arka planı bir anlamda Antik Yunan ise bir diğer cihetten de Endülüs’tür. Muhabbetle…

 

tweet