• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

SEVGİLİLER GÜNÜ ROMA'DA KUTLANMIYORSA NEREDE KUTLANIYOR?

Küçücük Roma seyahatimi bu ülkenin herbir yanını görme isteği ve temennisiyle tamamladım. Roma'daki birbirinden görkemli antik eserler, hristiyan devri anıtları bir yana yaşayan hayatı görme isteği aslında benimki. Şehirleri sevdiren oradaki hayat, örneğin Kastamonu sevgim ve hayranlığımda anıtların, eserlerin, türbelerin içinde günlük hayatın tüm sıcaklığıyla devam etmesinden gelir. Roma'da da hayat devam ediyor. Ülkemize nazaran daha az rastlansa da dar sokaklarda futbol oynayan çocuklar bile var. Eski sanatlar, elişçiliği, çantacılık, ipekçilik küçücük dar atölyelerden dünyaya açılıyor. Hiç müşterisi yokmuşcasına boş atölyeler vızır vızır çalışıyor. Kolay değil Avrupa uygarlığının bir kısmı bu sokaklarda oluşturulmuş. Uygarlık dedikleri dönem gelişmişliği Roma'da antik çağlardan beri var.Roma imparatorluğu sayesinde eski Yunan ve Latin kültürü bütün Avrupa'ya hatta Anadolu ve Mezopotamya'ya kadar yayılmış. Geçtiğimiz ay Hatay seyahatimi ve Hatay'ın Harbiye beldesinden çıkarılan mozaikleri yazmıştım. O mozaikler Roma imparatorluğunun yönetcilerinin evinde halı vazifesi görüyorlarmış. Yine Rönasans da İtalya'dan Avrupa'ya yayılmıştı. Böyle bir mirasın torunları kenti baştan aşağı süslemişler. Bugün de şehir bir çiçek gibi. Çiçek demişken, balkon bile denilemiyecek kadar küçük çıkıntılardan teraslara heryer (gecekondu sayılabilecek yerler dahi) çiçeklerle süslü. Hatta balkonlarda çok sayıda ağaç var desek abartmamış oluruz. Roma'nın samimi ortamında, havanın ılımanlığı, insanların neşesi kadar bu çiçeklerin de katkısı vardır. Çeşmeleri de unutmamalı. Paris'teki kadar korkutucu olmayan heykellerle bezeli şirin çeşmeler, Tiber nehri, şehrin sudan aldığı gücü yansıtıyor.

Çeşmeleri, fıskiyeleri cıvıl cıvıl bir his veriyor izleyene.

Hele Trevi çeşmesi. Yani Aşıklar Çeşmesi. Hani şu bizim Diyanet işleri Başkanı'nın bile kutladığı Sevgililer Günü'nde gidip para atmanın uğurlu sayıldığı çeşme. Betimlemelere ara verip sevgililer günü meselesini anlatmaya çalışacağım. Biz 13 şubatta Roma'daydık. Türkiye'de evden havaalanına kadar heryerde sevgililer günü kutlamaları, reklamları vs. vardı. Roma'da ise havaalanından otele hiçbiryerde ne Aziz Valentine ne de bir kalp resmi kutlaması vs. göremedik. 14 şubatta Trevi'ye gittik. "Herhalde kutlamalar burada" dedim. Fena halde yanılmışım. Trevi meydanındaki hiçbir işletmede ufacık bir süsleme, belediye başkanı kutlaması vs. yoktu. Trevi çeşmesinin şaha kalkmış atlarına baktım. Orada da bir şey göremedim. Üstelik Trevi'de öyle olağanüstü bir kalabalık da yoktu. Sebebini hakikaten çok merak ettim. Dil bilmediğime ilk kez bu kadar çok üzüldüm. Kimseye bir şey soramadık. Gelince arkadaşlarımla paylaştım, fikir yürütenler oldu. En son kanaatimiz "katolikliğin merkezinde evlilik dışı bir kurum olan sevgililik kutlanmıyor” sonucuna vardık. Peki bizdeki abartının nedeni ne? Onu da sosyologlara havale ediyorum. Hakikaten ülke olarak değerlerimizin mizanı şaşmış durumda -vahim!

Roma'da sevgililer günü kutlanmadığı gibi 13 şubat pazar günü Berlisconi'nin abuk subuk yaşantısı ve hakkında çıkan küçük kızlarla fuhuş yapıyor iddiasını protesto vardı. Kadınlar manifesto veriyorlardı. Ne dediklerini anlamasak da son derece kızgın olduklarını görebiliyorduk. İtalyanca bilsem bu manifestocu kadınları tebrik etmek isterdim doğrusu.

Trevi çeşmesi kadar olmasa da İspanyol merdivenlerinin bulunduğu meydandaki çeşmede göz dolduruyor. İspanyol merdivenleri ise tam seyirlik bir alan. En tepesine çıktığınızda kentin bir kısmını panaromik görme imkanı bulabiliyorsunuz. Meydanın tam karşısındaki alışveriş sokağı ise hakikaten sadece seyirlik!!! Erişmek pek de mümkün değil. Bulvgari'den Hermes'e birçok çok ünlü mağaza burada. Özellikle gezmek vitrinlerine bakmak, insanlarını gözlemlemek istedim. Bazıları kapalıydı. Önünde gazeteciler bekliyordu bazılarında da polisler. " bir devlet görevlisi ya da artist alışveriş yapyor" diye düşündük. Gazetecilerin olduğu mağazanın önünde halktan da birileri de bekliyordu. Tıpkı filmlerdeki gibi:)))

Çeşmeler, heykeller demişken Vatikan'ı anlatmadan geçemeyeceğim. Vatikan meydanı, sütunları ve sütunların üzerine oturtulmuş heykeleriyle tam anlamıyla çarpıyor göreni. Tam 140 heykel varmış bir adı da San Pietro olan meydanda. Tekrar başa sararsam: Vatikan, Roma merkezle dipdibe. Arasından Tiber nehri geçiyor. Biz otelimizden Vatikan'a yürüyerek gittik. Giderken çok eski bir katedral olan ve Cem Sultan'ı sakladıkları yeri ziyaret ettik. Rahibe Teresa'nın anlatıldığı birbirinden güzel resimlerle süslü kitapçıları gezdik. Ve ben bol bol dünyanın her milletinden meydana gelen rahibe-sisterları gözlemledim. Uzakdoğu, Çinli, Afrikalı ve batılı rahibeler topluluk halinde meydanlarda geziyorlardı. Ve itiraf etmek gerekir, birçoğu bir edep abidesi. Giyimleri, bakışları, yüzlerindeki temizlik hemen dikkat çekiyor. Ve içten gülümsemeleri bir karakter halini almış gibi. Tepeden tırnağa kapalı olan Sisterlarımız gördüğüm kadarıyla toplumdan çok saygı görüyor. Bizdeki gibi örtülü olmak orada bir çağdışılık emaresi sayılmıyor zannedersem.

Vatikan'ın içinde chapel denilen bölümde eski papaların mezarları var. En kalabalık bir önceki Papa Jean Paul'un mezarındaydı. İlahiler söyleyip ağlayanlar vardı.

San Piedro kilisesi diğer kiliseler gibi heykellerle dolu. Biraz karanlık ama Almanya'daki Dom Kilisesi kadar kasvetli değil. Özellikle Michelengola'nın yaptığı Hz. İsa ve Hz. Meryem heykeli, bir daha bir daha kendine baktırıyor.

Son söz, yurtdışını görmek, içemizdeki olayları, değerler terazimize, başkalarının mekanından bakmak, kıyaslamak daha çok yapmamız gerekir diye düşünüyorum. Örneğin sevgiler günü, Hıncal Uluç, bu ülkeye ben getirdim diye övünüyor. Merak ettim Sevgiler günü, Aziz valentine'nin kutsal kabul edildiği memlekette kutlanmıyorsa nerede kutlanıyordu? Nereden modelleme yapıldı?

tweet