• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Albay Aylin Kitabı

Hayret, şaşkınlık ve anlaşılmaz duygular uyandıran bu kadın Hırs nefs hanım, Saten Şevket Hanım arasında mı kalmıştı?

 

" title="">
Murat Birsel’in isim babalığı yaptığı Adı: Aylin… Birçoklarının beğendiği, Tayyibe Gülek ve Nilüfer Gülek’in, Aylin Devrimel'in en yakınları olarak  şerh koyduğu yıllarca çok satanlar içinde bir kitap. 
Kitabın yazarı Ayşe Kulin, Giritli Deli Mustafa Naili Paşa soyundan akrabası ve çocukluk arkadaşı olan Aylin Devrimel Radomisli Cates'i kaleme almış. Kitabı hem kendi gözlemleri hem de yüzlerce yakını-dostları ile konuşarak yazdığını anlatıyor.
Bir solukta okunan Yarbay Aylin’in hayatı, şaşırtan birçok yöne sahip… 
Kitap bu anlamda daha da karmaşık. En azından benim zihnimde cevabını bulamadığım bir çok soru var. Kimbilir bir kadın 57 yıllık hayatına 10-15 kadının yaşayabileceği başarılar, ilişkiler, bunalımlar sıkıştırırsa anlaşılmaması anlaşılır olabilir...
 Kitabı teknik açıdan değerlendirmeyeceğim. Ancak birkaç kronolojik hata olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Neticede “Adı: Aylin” bir biyografi üzerine kurgulanmış. Olayların tarihi- sırası önemli. Kitabı okuyanlar bu hataları kendileri görebilir.

*****

Aylin’e gelince, yarbay Aylin; kökleri Osmanlı sadrazamlarına ulaşan bir ailenin cumhuriyet döneminde doğmuş bir torunu. Kitabın giriş kısmında aile uzun uzun anlatılmış. İyi de olmuş. Giritli Deli Mustafa Naili Paşa sadece burada geçmiyor. Yazar bir anlamda asabiyet teorisinden bahsediyor, iki yüzyıl sonra dünyaya gelen Aylin’nin sadrazam dedesinin deliliğe varan cesaretini aldığını söylüyor. Onu Osmanlı’dan ayrı düşünmüyor, sunmuyor… Anlaşılmaz olmasının bir yönü de burası. Osmanlı’dan gelen cesaret meselesi…

Aylin’in bu cesaretinin, “Amerikan askerlerinin Irak'ta ne aradıkları” sorusunu sordurmaması ilginç doğrusu ya da


Monoca yöneticilerine şehri beton yığınına çevirdikleri eleştirisini yaparken Bill Clinton’la yakın dostluk kurup sıkı bir cumhuriyetçi olması anlaşılabilir gibi değil. 
Amerikan’ın tüm sokak insanlarını, köpeklerini, delilerini düşünürken zenginler yüzünden köleleştirilen çocuklarla ilgili bir sorgulamaya girmemesi…

Sadrazam Deli Naili Paşa, acaba Amerikan ordusunda asker olur muydu?

Aylin belki bu sorgulamalara da girdi. Şüphesiz bunu bilmemiz çok zor. Neticede bizler Ayşe Kulin’in anlattığı kadarını bilebiliyoruz… Belki de Ayşe Kulin aramamıştı bu soruların cevabını Aylin’in hayatında.


Yine de içindeki insan sevgisi ve coşkusu yadsınamaz bu kadını, çılgınlığını coşkusunu Ayşe Kulin bizlere iyi yansıtmış.

****
Kitabın dikkati çeken başka bir anlatımı da Ankara’da Soysal apartmanıve Türkiye’de etkili olmuş birçok ismin çocukluğunun burada birlikte geçmesi. Bu kısmı bir daha bir daha okumanızı tavsiye ederim. Başak Gürsoy’dan Sevgi Koç’a birçok tanıdık isim göze çarpıyor. 
 Sadece Soysal apartmanında değil Amerikan Kız Koleji'nde de Aylin’in birçok arkadaşı bugün tanıdığımız isimlerden oluşuyor. Neyse kitaba dönersek; Aylin Paris'e gidiyor ve orada Libya prensiyle tanışıyor. Onunla evleniyor ve bir prenses oluyor! 26 yaşındayken İsviçre'de tıp eğitimine başlıyor ve orada bir fizikçiyle evleniyor. Mezun olunca New York'a taşınıp bir psikiyatrist olarak orada çalışmaya başlıyor. Bu kez New York'ta bir Yahudi Türk psikoloğuyla, Mişel Radomisli'yle evleniyor. New York'un önemli psikiyatristleri arasına giriyor. Tüm denemelerine rağmen çocuğu olmuyor, ablası Nilüfer Gülek'in ve Kasım Gülek’in kızı Tayyibe'yi yanına alıyor.

 

Tayyibe Gülek’in itirazını tam burada dillendirmek isterim. Neden Aylin’in hayatı kocalarına göre taksim edilmiş ve bize sunulmuştu? Doğrusu ben bu itirazı çok anlamlı buldum. Mesleki ve sosyal anlamda bu kadar başarılı bir kadının hayatı kocalarının sırasına, etkisine, parasına, yakışıklılığına göre bize anlatılmıştı.

Psikologla evliliğinden de sıkılıyor Aylin ve bu kez bir film yapımcısıyla evleniyor. Sadece rahat bir yaşam istediği için. Hiiiiççç anlamlandıramadığım yer burası işte. Bugün Türkiye’de ki çalışkan bir ruh hekimi bile maddi açıdan yüksek standartlara kavuşuyor da  Newyork’un en ünlü psikiyatristi bu kadar çalışmasına rağmen nasıl rahat yaşayamıyor? Cevabını bulan ya da bilen varsa mail atsın lütfen...

***

Aylin 50 yaşına gelmesine rağmen durmuyor. Körfez Savaşı'na katılmış askerlerin psikosomatik sorunlarını tedavi etme göreviyle Amerikan Ordusu'na katılıyor. Onları tedavi etmek için bir ışık terapisine başlıyor. Bu arada A.P. Jones adında eski bir asker olan bir katili tedavi etmesi isteniyor. Bu çalışması sırasında öğreniyor ki, USA ordusu askerlerecesaret hapları verip Irak’ta savaşa yolluyor. Bu müthiş duyguyu tekrar yaşayabilmek için, askerler savaştan sonra da öldürme eğiliminde oluyorlar… Naili Paşa, işte bunu araştırırdı. Üstüne giderdi. Aylin'de üstüne gidiyor ama ömrü bir sonuca erdirmeye yetmiyor.

New York'a döndüğünde, kocasıyla bir boşanma kavgasının içinde buluyor kendini: Ve boşanmayı durdurmak için elinden geleni yapıyor. O kadar ki Amerikan televizyonlarında kapı kapı magazin programlarında 'Kocamı seviyorum; niye boşanacağım ' diyerek dolaşıyor! Gerçekten bir gram bile anlayamadığım bir başka nokta! 
En sonunda, 1995'te ölüyor. Ölümü "garip bir kaza" olarak kayıtlara geçiyor, ama başka ihtimaller de var!

****
Hayret, şaşkınlık ve anlaşılmaz duygular uyandıran bu kadın, Perihan Mağden’in dediği gibi insanüstü disiplin ve çalışma kapasitesine rağmen, tüm yaşamını: yok pahalı şarap ısmarladı da/ısmarlamadı da/yok bilmemkaç dönüm arazi içindeki o pahalı evi aldırdım da/aldırmadım da/yok yazlığa oraya götürdü de/götürmedi de/yok operaya limuzin tuttuda/tutmadı da… gibi bu kadar boş kaygılar içinde geçirmiş olabilir mi? Ben işin içinden çıkmadım?

İşin içinden çıkamayınca da Aylin’in çelişkilerini Elif Şafak’ın Siyah Süt’ündeki karakterlerle açıklamaya çalıştım.  
Demek ki Yarbay Aylin, herkesten fazla Hırs nefs hanımSaten Şevket Hanım arasında kalmış bazen de Anaç Sütlaç Hanım’ın etkisine girmişti.

 

tweet