• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Hacet Dağı... Benli Sultan... Tekkeler... Gurbetteki halk Şairleri

Gezmek, yazmak ihtiyaçtır. Sizlere daha önce de bahsettiğim bir mekandan ve bu mekanların kısmen kaynaklık ettiği aşık edebiyatından bahsetmek istiyorum. Orayı o kadar özledim ki, bu özlem yazma ihtiyacını doğurdu. Benli Sultan, Kastamonu'ya 35 km uzaklıkta Ilgaz dağına yakın bir tekke ve türbe... 
***
 Barınma, yiyecek, güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan toplumlar, manevi ihtiyaçları için hem çalmış hem söylemişlerdir. Yüksek zümrenin manevi ihtiyaçları değişik, halkın ihtiyaçları pek tabiki daha değişiktir. Halk edebiyatı araştırmacıları, halkın edebiyatının temelini şamanlara kadar götürürler. Gurbet, dert, çile bu edebiyatın bir nevi ilham kaynağıdır. Metinler hece vezni ile meydana gelir. Dörtlükler halinde söylenir.Redif, mısra tekrarları çoktur. İlköğretimde çoğumuz tanışmışızdır koşmalarla, sagularla...

 


Bu kelimeler kalıplar o kadar samimidir ki söyleyenin kendi yaşam tarzından kaynaklanır.  Gündemdeki yaşam tarzı tartışmalarına inat bu ürünler bir bedii yaratmadır. Benzetmelerse çoğunlukla tabiattandır. MeselaYunus'un Hacıbektaş'a giderken aluç götürmesi. Kendisini dağbaşındaki meyveye benzetmesi yaşamın olağan akışındandır. Topraktan yükselenses-ahenk anonim halk edebiyatının hamurundadır. Bu eserleri koca Anadolu coğrafyasında anonim yapansa hem yolcu hem hancı âşıklardır. Bunlar yüzyıllar öncesinde ozan-baksı iken göçebelikten köy yerleşmesine geçerken âşık olmuştur. Geleneksel tarzda söylenmiş şiirleri saz eşliğinde terennüm eden sanatkârlardır sözlük tanımıyla. 15. yy da, bu ayrımın artık netleşmeye başlandığı da görülür. Kasabalar oluşmaya başlamış kendi zengini ve zevkleri doğmuştur. Ozanın topraktan ilhamını alan şiirleri zayıf kalmaya başlamıştır. Yavaş yavaş saz eşliğinde divan şiirleri de terennüm edilmeye başlamıştır.
 Toprak dedik, tabiat dedik, göç dedik, divan şiiri dedik ama aşık edebiyatına en çok tesir eden unsur tasavvuftan bahsetmedik. 


Ekmeğini kazanmak için yollara düşen, gurbete çıkan âşık, yollarda fakir-fukaranın ocağı tekkelerde kalır. Dağlardadır bu tekkeler. Çoğu da Bektaşi tekkesidir. Aşık, akşamları sohbetlere katılır, ilahileri dinler, zikirlere eşlik eder. Halk şairlerinin pek çoğu mutasavvıf olmamakla birlikte tasavvuf kültüründen etkilenir. Bir nevi aktarım yapar.
 İşte gariplere, yolculara, aşıklara ev sahipliği yapan, içinde bulunan Pir'in manevi gücüyle eşkiyaları korkutan, köylüyü yine manevi gücüyle yırtıcı hayvanlardan koruyan tekkelerden biri de Benli Sultan Tekkesidir.  Orayı ilk kez gördükten sonra üç kez daha gitme imkanı buldum. Hakikaten dağ başında... Bir yanda eşkiyalara korku verip yolcuları bağrına basmış, diğer yanda eğitim görevini üstlenmiş. Anlık yaşayan göçebelere, mevsimlik yaşayan köylülere bir ilahi kale olmuş. Bu kaleye ev sahipliği yapan dağın adı Haçat! Peki kimdir bu Benli Sultan derseniz; Benli Sultan, Şeyh Şaban-ı Veli’den sonra en çok bilinen, kerametine en çok inanılan velidir.Ona Ilgazların Manevi Sultanı da denmektedir. Mahalli bir veli değil ünü Kastamonu sınırlarını aşan bir zattır. Kaynaklarda kendisiyle ilgili birçok bilgi olmakla beraber en eski yazılardan biri şudur: Taşköprülü zade bu mevzuda yalnız şu kayıt ile iktifa eder: 
"Benli Sultan Rahmetullah Kastamonu beldesine garip bir dağ’da tavattun etti"
Malumdur ki tavattun vatan tutmaktır. Benli Sultan bu namdaki köyü kendisine vatan edinmiştir. Aslen Külliyenin bulunduğu köyden değildir. Şaban-ı Veli'den daha yaşlı olduğu ama aynı devrede yaşadıkları, tanıştıkları anlatılmaktadır. Ancak Benli Sultan'ın nakşi olduğu kabul edilmektedir. İlgilenenler Tekke köyü imamının takdire şayan sitesi

http://www.benlisultan.com/64-buyuk-veli-benli-sultan-hayati-eserleri-halefleri-.html

den geniş bilgiye ulaşabilir.

 

Halk arasında, zaviyenin inşası esnasında geyiklerin de kullanıldığına inanılır. Zaten kerametlerinden biri olarak vahşi hayvanlarla ünsiyet etmesi meşhurdur.

 Asasını vurarak çıkardığına inanılan Külliye içindeki “Asa Suyu” birçok hastalığa şifa olarak bilinir. Hatta, köydeki şahitlerin de hatıralarından öğrenilebileceği gibi, temiz olmayan insanlar bu sudan içmek veya yıkanmak için istifade etmek istediklerinde suyun kesildiği anlatılmaktadır. Suyun bulunduğu yerde mütevazı bir hamam da mevcuttur.

 

 

 

Benli Sultan'ın efsanevi-menkıbevi hayatı, tasavvufi şahsiyeti bir yana yüzyıllar öncesinden gelen ışığı bugün külliyeyi aydınlatmaktadır. Mimari bakımdan da göz doldurucu olan Tekke, aşağısından geçen deresi, Benli Sultan'ın 7 sene halvete çekildiği ağacı, asa suyu, geyik boynuzları ve ciğerlerimizden ruhumuza dokunan havası ile görenler de iz bırakmaktadır. 
Yazarlar gördükleri güzellikleri, o güzellikler karşısındaki hislerini kaleme alırlar. Güzellikleri yazabilsem de hislerimi yazmakta zorlanıyorum. Ve kestirmeden diyorum ki Benli Sultan sadece yaşamakla anlaşılabilecek bir havza. Oraya giderseniz, nasip olursa halk şairlerinin de buralarda kaldığını beslendiğini hatırlayıp onlara da dua edin. 

tweet