• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Araf'ta Kalmışların Hikayesi Karabük'ten... Peki Karabüklü Yöneticiler Ne Düşünüyor?

Son 15 yılda sonradan kurulan akrabalık sebebiyle en çok ziyaret ettiğim kent Karabük. İçinde sevdiklerim olsa da gitmeyi sevmediğim, bunu da fabrikanın kirlettiği havaya bağladığım işçi kenti. Ya da işsiz kenti de diyebiliriz. Atatürk'ün kurduğu fabrika 90ların sonunda özelleştirilince işsizlerin sayısının arttığı kent. Sadece 12 km ötesinde Safranbolu gibi turizm başarısında Türkiye'nin öncüsü olan fabrika kenti. Şimdilerde Toki eliyle kentsel dönüşüm altında bambaşka bir çarasizliğe fırlatılan Karabük. Karabük'ün fakirliği, çirkinliği, insanların karamsarlığı, her gittiğim yıl sayısında artış olan fuhuşa temas eden kadınların hayatlarını aslında yazmaya cesaret edememiştim ta ki Yeşim Ustaoğlu'nun muhteşem filmi Araf'ı izleyene kadar.

Mekanların sahiciliğinden, başrol oyuncularının fiziksel özelliklerinin yöre insanına benzemesi (iri yüzler, çekik gözler) ev hanımlarının umutsuzluğu, işçilerin arafta sıkışmışlık duygusu, savaştan çıkmış gibi yıkık mahallelerine, bir yönetmen nasıl bu kadar sahici yansıtabilir? Hatta Yalçın Çakır'a kadar. Zira her Karabük ziyaretinde evlerde en çok izlenen programcının Yalçın ÇAkır olduğunu görmüştüm. Yeşim ustaoğlu, bunu nasıl başardı? Bir araştırma şirketiyle mi çalıştı, anketler mi yaptırdı? Yoksa bu kadın Türkiye'nin hiç farkında olmadığı fakat ihtiyaç duyduğu empatik gözlem gücüne mi sahip? O nasıl bir düğün sahnesiydi? Filmdeki birçok çekim mekanı ve gerçekliği Karabük'e has olsa da düğün sahnesi kökleri mazide gözü modernliğin bilinmezliğinde Anadolu'nun araf sınıfını yansıtıyordu. Özcan Deniz'i hiç konuşmadanOrta Anadolu kazanovası rolune Yeşim Ustaoğlu mu hazırlamıştı? Sorular uzuyor gidiyor, bir gazeteci olsaydım ilk işim Ustaoğluna teyip uzatmak olurdu. Karabük insanı, bir yönüyle Anadolu insanına çok benzer bir yönüyle hiç benzemez. Örneğin örf ve adetlere kişisel müsaitlikleri doğrultusunda bağlı kalırlar, halk kültürünün etkisi yok gibidir. Araf filminin genç kız kahramanı gibi, evde tayt, etek, patik giyip, yazma bağlanıp öğleden sonra kulüpte karakoe yapmaya uyum sağlayabilecek bir değişim gücü vardır Karabüklünün. Bir de merhameti. Çocukları çok sever. İnsanları, hayvanları çok sever. Aslında kelimelerim anlatma becerim Karabük insanının Anadolu insanından farklı yönlerini anlatmaya yetmiyor. İyisi mi filmi izleyin, siz bir kanaate varın. Araf, Karabük'ü sorgulama gücü verdi diyebilirim. İstanbul'a, Ankara'ya yakın şehir merkezi olan bir kentte neden bu kadar fakirlik var? Okullaşma oranı yüksek bir kentte neden bu kadar arafta kalmış insan sayısı var? Bir sanayi şehri nde bu kadar işsizlik olmasının sorumlusu kim? Türkiye son on yılda mimari ve şehirleşme bakımından bu kadar gelişirken, Karabük'te gecekondulaşma neden derinleşiyor? Bir sosyolog kimliğine sahip olmadığım için bazı soruların cevabını vermem mümkün değil. Fakat sorulara sorularla cevap vermem mümkün?

Acaba Karabük'ten üniversiteyi kazanan, doktor, öğretmen, iş adamı olan kişiler, kentlerine bilgi ve destek yatırımı yapmıyorlar mı? Acaba Karabük'te geçmişten günümüze idari görevde bulunanların hiç mi vizyonu yoktu? Yoksa hizmet gibi bir dertleri mi yoktu? Dertlerini Ankara'ya anlatamadılar mı? Karabük'e yakın ilçelerin topraktan beslenememeleri fakirliği artırıyor muydu? Karabüklü kişilerin talepsizliği, merhametlerinden kaynaklanan yumuşak başlılıkları mı kenti bu noktaya getirdi?


Yukarıda saydığım özelliklerin tamamı kişisel gözlemlerimdir ben bir iddiada bulunuyorum. Cesareti de Araf filminden alıyorum. İşin görünen kısmı yani mimari çirkinlik, altyapı eksiklikleri, işsiz sayısı vs... Bir de görünmeyen, fısıldanan, arada bir de televizyonların evlenme programlarına, gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan hayatlar var Karabük'te. Aile ve Sosyal İşler Bakanlığı, bir araştırma yapıp, bu tip reality programlarına katılan kişilerin hangi kentlerde yoğunlaştını haritalandırabilir. Bu harita onlara mutlaka birşey söyleyecektir. Örneğin Karabük'te son on yıldır duyduğum fısıldanan gerçeklerden biri de evlilik dışı kurulan ilişkiler ve yıkımları. Sosyal ağlar ve tv programları, Anadolu'nun güçlü halk kültürü ve ekonomik yapısı olan kentlerden daha fazla etkilemiş görünmektedir Karabük'te. Bildiğim güzelliklerde var örneğin karabük Valiliği Safranbolu'nun sosyal dokusu, kültürel dokusu ve turizmi için çeşitli araştırmalar yaptırıp geliştirme ve koruma programları yürütmektedir. Karabük'Ün sosyal dokusu ve aile kurumunun korunmasıyla ilgili de çalışmalar yapmaları faydalı olabilir. TRT1'in romantik dizisi Böyle Bitmesin dizisindeki gibibir aile masası Karabük'e kurulabilir. Araf'ta kalmış insanlara bir yol gösterilebilir. Mimari bakımdan kentsel dönüşüme maruz kalan Karabük'ün kültürel dönüşümün çarklarında ezilmemesi için bir destek programı hazırlanabilir.



Gülenay Pınarbaşı

tweet