• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Kütahya

Kütahya, çok önceleri Antalya yolunda soluklanacak Güral Porselen’in yol üstü satış mağazasından alışveriş yapılan şirin bir kentti bizim için. Ardından Hz. Meryem’in yerel temsilcisi sayılabilecek Allı Gelin’in izini sürmek, Hayme Ana’yı ve şehit Emeti’nin kabrini görmek için gittiğim derinliği olan bir şehir hüviyeti kazandı.

Geçtiğimiz hafta sonu ise Sera Alışveriş Merkezlerinin sponsorluğunda Kütahya Belediye Başkanı Mehmet İça beyefendinin davetlisi olarak Kütahya’daydık. Rehberimiz Elif, Sera Alışveriş merkezi müdürü Atakan bey ve kıymetli eşi Meryem Dila Hanım, Güral Porselen’in Halkla İlişkiler Müdiresi Dilek Hanım sayesinde bambaşka bir Kütahya ile karşılaştık.

2023 Türkiye Turizm Stratejisi Eylem planında 15 marka kentten biri olarak belirlenen Kütahya, turizmden daha fazla pay almak için atağa geçmek istiyor. Açtığı müzeler, turistik tesislerle turisti boş göndermek istemiyor. Kentte belediye, valilik ve özel işletme statüsünde 10 dan fazla müze mevcut. Sokak sağlıklaştırma çalışmaları var. Evliya Çelebi Müzesi, Kütahya için en isabetli çalışmalardan biri olmuş. Kütahyalılar, Evliya Çelebi’nin Kütahyalı olduğunu kabul ediyorlar. Aslında İstanbul doğumlu olan Evliya, kendi beyanlarında bir tarafının Germiyan Beyliğine dayandığını belirtiyor. Bizim gezimizin Evliya Çelebi ile kesişen noktaları oldu. Biz Muharremin 9. Günü gidip 11’inde döndük. Yani muharrem 10’da oradaydık ve yolun bir kısmını Çelebi ile aynı güzergahtan devam ettik. Evliya, 1082 Aşûre gününde Kütahya’ya gelmiş. Üsküdar’dan çıktıktan sonra Bostancı, Kartal, Pendik, Gebze, İzmit, Bursa, İnegöl ve Tavşanlıyı geçerek Kütahya’ya ulaşmış. Biz İzmit’ten sonra ondan ayrıldık. Evliya, iklimle, su ve havanın güzelliğiyle Kütahya insanının bedeni, yüz kızıllığı, zekiliği, ehl-i safâ oluşu, âşık ve maşuk oluşu arasında bağ kurmuş. Biz şimdilik derin tahlillerde bulunacak kadar Kütahyalıları tanıyamadık. Sayın belediye başkanı Mehmet İça’nın turizm konusundaki kararlığı, bilgi sahibi olması, projelerinin vizyonu Evliya’nın bahsettiği hava su bileşiminin etkisi olabilir. Bir belediye başkanı olarak grubumuzu donanımı ile şaşırttı.

Hayme Ana Domaniçte, Kuruluş Kütahya’da

Halil İnancık Hocaya göre Osmanlı Devleti’nin kuruluş yeri Domaniç. Hayne Ana’nın türbesi de bir delil olabilir. Hayme Ana, Bugün olduğu gibi tarihte de bir geçiş yeri ve bir yönetim merkezi olan Kütahya, eski kültür, medeniyet, toplum ve devletlere beşiklik etmiş ve önemli olaylara tanık olmuş köklü bir yerleşim yeridir. Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu bölümünde konumlanan Kütahya, (Kotiaeon, Cotiaeum ve Koti) Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla günümüze kadar gelmiştir. Bu kadar medeniyet gelir geçer de iz bırakmaz mı? Kütahya başta kültür ve şifa turizmi türlerinde gelecek vaat ediyor. Müzeleri kurmakla bu yolda güzel bir adım atmışlar.

Aizanoi Antik Kenti Zeus Tapınağı’nda Bir Çay İçmek İsterdik

Antik kent, uluslararası çapta bir tanınırlığı hak eden bir potansiyele sahip. Kütahya’ya yakın bir Çavdarhisar’da bulunan antik kentin çevresi turizme pek uygun değil. Medya sofa ahalisiyle en güzel vakit geçirdiğimiz yer antik kentte, bir kafeterya, müze satış mağazası vs olsaydı muhabbetimizi burada devam ettirebilirdik. İstanbul Antalya yolu gibi çok kullanılan bir yolda yer almasına rağmen Kütahya’da tarihi ve turistik yerler yeterince tabelalandırılmamış, bu kanaatimizi sayın başkanımızla paylaştık. Bunca yıldır Kütahya’ya gelip giden geçen biri olarak Aizanoi’den habersiz oluşumu tabelasızlığa bağladım. Buradan film, dizi ve klip yapımcılarına seslenmek isterim. İstanbul ve Ankara’ya bu kadar yakın, artık bir havaalanı olan Kütahya’yı değerlendirin, ulaşım bakımından maliyetleriniz düşer. İzleyicileri yeni bir dünyayla tanıştırırsınız. Üstelik kentte sayın başkanımız Mehmet İça’ya yetersiz gelse de başta Güral Harlek olmak üzere 3 yıldızın üzerinde birçok konaklama tesisi mevcut.

 

Kütahya Konakları’nda Türkü Söyleyen Kadınlar

 Kütahya’nın biraz daha geliştirmesi gereken bir diğer turistik potansiyeli de konakları. Başkanın araştırmasına göre 800 civarında tescilli konak var. Başkan bey konakları ifade edince, biz de kendisinden panorama istedik. Kütahya kalesinden bakınca en azından bir bölümde tamamen orijinal yapısına dönmüş sokaklar görelim dedik.

Bir akademik araştırmada Kütahya’da türkü söylemenin kadınlara mahsus olduğu anlatılmaktadır. Kadınların söylediği mahalli türküler, ağır ve hep bir ağızdan söylenmektedir. “Bir dalda İki Kiraz(Evliya Çelebi’ye göre Kütahya’da devrinde 200’den fazla kiraz türü yetişmekte imiş)”, “ “Sinanoğlu”, “Kar mı da Yağdı Kütahya’nın Dağına”, “Ahmet Bey’in Bir Küheylan Atı Var”, “Elif Dedim Be Dedim” gibi Kütahya türküleri, tamamen konaklardan oluşan bir Kütahya sokağında konser olarak biz turistlere söylenebilir. Sevgili Kütahya yöneticileri, alın size hazır bir turizm faaliyeti…

Şifalı Sudan Bor’a Yer Hazine Fışkırıyor

Kütahya Emet’e de gittik. Emet küçük bir ilçe olmasına rağmen otel ve tesis bakımından donanımlı. Beş yıldızlı otele olan ilgi ve kalabalık Emet’in kapasitesi ile doğru orantılı değil.

 Emet’in Türkiye’ye bakan asıl değeri ise Bor İşletmeleri. Fabrikayı gezip Borla ilgili efsanelerin neden üretildiğini ve hakikatleri öğrendik. Bor rivayet edildiği gibi 2002 yılından itibaren hammadde olarak üretilmiyor, işlenip dünya pazarlarına sunuluyor. Borla ilgili spekilasyonların çıkması daha çok işletme hakkının devletten alınıp özele verilmesi ile ilgili iştiyaktan kaynaklanıyor. Bir kamu kurumunda olan işletmenin en büyük sorunu yetişmiş mühendisleri Emet’te tutamamak. Turizm, kültür, erişebilirlik hepsi birbirini etkileyen faktörler, şehirler geliştikçe, kaliteli elemanların oraları tercih oranları artacaktır.

Kütahya’nın Türkiye’ye emsal teşkil edebilecek bir yeri de Hekim Sinan Tıbbı Bitkiler Merkezi, Tavşanlı yolundaki yerini cumartesi 5’e kadar ziyaret edebilirsiniz.


Kütahya Sizi Bekliyor

Kütahya’yı beğendik. Bir hafta sonu grubumuzu alıp gidelim, tekkeleri, türbeleri, müzeleri gezelim, termal tesislerden istifade edelim porselenimizi, çinimizi alıp dönelim. İstanbul’a yakınlığı bu fırsatı sunabilir diye düşündük.

Kütahya, tanınmak istiyor, misafirlerini bekliyor. Kentin sanayicileri ve işadamları bu yolda desteğe hazırlar. Müzeleri, ören yerlerini yazar ve gazetecilere gezdiren organizasyonunun bir alışveriş merkezi sponsorluğunda olması şaşırtıcı gibi gözükse de anlamlı. Kiler grubunun sahibi olduğu alışveriş merkezi, Kütahya’nın sosyal ve kültürel hayatının ülkeyle bütünleşik bir anlayışta gelişmesini istiyor. Sosyal projelere imza atıyor. Sera Alışveriş merkezinden önce önemli projelerde çalışan Atakan Tahmas ve Meryem Dila Tahmaz’ın bir çağrısı var onu da dile getirmek isterim. “Genç beyinler Anadolu’ya gelmeli” diyorlar, Anadolu’nun kültürel ve ekonomik potansiyelini ulusal ve uluslararası boyutta tanıtmanın yolu çalışmaktan geçiyor kuşkusuz.

 

Kültür ve turizminden bu kadar bahsedip size ailece gideceğiniz bir tur programı sunmamak olmaz:

Evliya Çelebi’nin Yurdu’nda İki Gün

1. gün

Germiyan Sokağı, Kent Tarihi Müzesi (Kestaş satış mağazası) Ulu Camii, Arkeoloji Müzesi, Çini Müzesi, Evliya Çelebi Müzesi, Macar Evi ( Lajos Kossuth Müzesi ) Kütahya Kalesi, Tıbbî Bitkiler Araştırma Merkezi ( Hekim Sinan ), Çiniciler çarşısı, Çavdarhisar Aizonai Antik Kenti/ Akşam yemeği  için Ispartalılar konağı 

2. Gün/ Emet Ilıcaları (Emet yolları virajlı, dikkate alın) 

Bor madenleri kaynağı, Tavşanlı Manda sütünden dondurma arası, Kütahya çıkışında Güral ya da Kütahya porselenden alışveriş. 

Emet’e gitmeyenler, Kütahya Tekkeleri ve türbelerini gezebilirler. Özellikle Şabaniye tekkesini tavsiye ederim.

Allı Gelin Efsanesi

Kütahya Şeyhler beldesinde anlatılan bir gelin efsanesinde ibadetle meşgul bir gelinin kerametleri ve sırrı öğrenilince ölmesi anlatılmaktadır. Yörede, Eski Mahalle adı verilen mevkide köy kahvesinin karşısında bulunan kaba ağaca evvel zamandan beri kimse dokunamazdı. Köyde yeni gelin olan kıza bal ile yağ verilir, bunu Haksız Hasan dedelerin suyuna akıtması istenirdi. Bir gün yeni gelin olan bir kıza da kaynanası yağ ve bal verir. Bunu Haksız Hasan’ın suyuna akıtmasını ister. Gelin başına alını takınıp, yağı ve balı alıp evden  çıkar. Haksız Hasan’a giderken kaba ağacın yanından geçer, bir de bakar ki kaba ağacın altında beyazlar giymiş bir adam namaz kılıyor. Meğerse o namaz kılan adam da Haksız Hasan dedelerden biriymiş. Koca kaba ağaç da bu adamla birlikte namaz kılıp, secdeye varıyormuş. Kavak secdeye vardığında gelin başındaki alı çıkarıp kavağın tepesine bağlayıvermiş. Eve gelince bunu kimselere anlatmamış. Kimse de bunu görmemiş. Köylü sabah kalmış bakmış ki kavak er boyunda duruyor, kavağın başında da al örtü duruyor. Bu örtüyü nasıl oldu da oraya asabildiler diye, o geline sormuşlar, bu geline sormuşlar. Kimse çıkıp “o al benim” dememiş. Hepsi “bizim alımız duruyor” demiş. Bu gelini ise kayınbabası ile kaynanası “Sen alını düşmanımıza mı verdin?” diyerek sıkıştırırmışlar. Geline de küsmüşler. Bir gün gelin buna dayanamamış. Kaynanasına “Koca kaba ağaç namaz kılıyordu, secdeye vardığında ben de başımdaki alı çıkarıp ona bağladım. Kaba ağaçtaki al benim.” demiş. Gelin sırrını anlatınca ertesi gün ölüvermiş.

 

Gülenay PINARBAŞI

Milat Gazetesinden Alınmıştır


tweet