• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Amasya-1

Alan araştırması için yollardayım. Yollarda dikkati çeken, insanlığımız hatırlatan müthiş tabiat manzaraları vardı.

Otomobille yolsuz yollardan aşağı doğru inerken Çankırı Kurşunlu-Korgun arasında her yer papatya ile bezenmişti. Beyaz papatyalar, yaklaşık 40 km… adeta bir insan yüzüne benzeyen beyaz papatyaların içinde sarı papatyalar ve nihayet küçücük, sakin, dingin bir şehir Çankırı…

Ardından, Çankırı -Çorum arasında gelincikler, kırmızı gelincik tarlaları... İlk kez gördüğüm beyaz gelincikler…

Kene korkusuna rağmen bir bahar akşamı- ne gecenin karanlığı ne gündüzün sıcağı, ışığın en güzel en yumuşak olduğu vakitte gelincik tarlasında birkaç dakikalık nefes...

***

İki gün süren, papatya ve gelincik tarlalarıyla bezeli bir yolculuktan sonra suyla hayat bulan kentlerden biri Amasya...

Amasya, beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda tarihî eseri hâlâ barındıran çarpıcı bir kent…

Bu kenti çarpıcı yapan sadece bu abidevi eserler değil… Bu eserlerin; çeşmelerin, hanların, camilerin, türbelerin, hamamların hepsinin suyla hemhal olması, yaşam biçimini şekillendirenin Yeşilırmak olması…

Bu kentin kalbinde Yeşilırmak var…

Bu kentin kalbinde su var…

Hattatlar Piri Şeyh Hamdullah’ın bu derece güzel yazılara imza atması, Amasya’nın, Yeşilırmak’ın estetik yaratılara katkısındandır.

Su -edebiyat, su -sanat, su -mimari ilişkisini o havzada nereye gitseniz görüyorsunuz.

Dönüş yolunda uğradığımız Çorum Osmancık’taki Taş köprü, suyun hem estetik hem işlevsel halini gözler önüne seriyor. Tabii bu eserler halk anlatılarıyla taçlanmış, Koyun Baba köprüsü, Koyun Baba gibi bir pirin kerameti neticesinde yaptırılmış.

 

AMASYA’NIN KADINLARI

Amasya’nın içinde merkez köprüsünün solunda taş işlemeciliğiyle dikkat çeken bir yapı göze çarpıyor. O ne heybet?  O ne güzellik, o ne ahenk… Zarif bir avlu, sabırla dokunmuş taş işlemeciliği, huzurlu odalar… Daha çok akıl hastalarının müzikle tedavi edilmesiyle ünlenen Bimarhane, İlhanlı Olcayto Sultan Mehmed Hudâbende tarafından eşi İldüz (Yıldız) hanım için yaptırılmış. Eserin kitabesine bu durum şöyle yazılmış:

Hatun-u Mu’azzâma (Yüce Hatun) melîkelerin melîkesi İlduş Hatun’un kuvve devrinde bu mübarek dârü’ş-şifânın (hastânenin) yapımına 708 (Hicrî) senesinde bitirmesine izin verdi. Cenâb-ı Allâh bu hayrını kabul buyursun.”

Burası, aynı zamanda Anadolu’da hekim yetiştiren en önemli merkezlerdenmiş. Ünlü cerrah Sabuncuoğlu'nun Cerrahiye-i İlhaniye adlı eseride burada yazılmış.

Ilduz hanım Amasya’nın öne çıkan tek kadını değil, ünü onu aşan bir başka kadın daha var: Amasya Sarayı'nda musahibe olan şair Mihrî Hatun… Ablası Zeynep hanım da şairdir ama Mihri Hatun’un şöhreti ve etkisi ondan fazladır. Bir kadı ile evlenen Zeynep'in şiir ve toplumsal yaşamı bıraktığı kaydı vardır: "Evlenip eri hükmünde olduğundan şiirden ve ricalden el çekmiştir." Mihrî Hatun ise hiç evlenmemiştir.

Mihrî Hatun’un divanının üç kopyası bugün elimizde. Yazdığı şiirlerde öne çıkan nokta, kadınca duygularını açıkça ifade edebilmesidir. Objektifliği tartışılsa bile Şennur Sezer’in, “Türk Safo'su Mihrî Hatun” adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Tarihteki Amasyalı kadınlardan günümüz Amasya kadınlarına dönersek, kentin içinde kadınları tetkik etmeye fazla vaktim olmadı ancak belediye desteğiyle açılanAmasyalı ev hanımları sergisi çok hoşuma gitti, oldukça ilgi gören sergi diğer kentlere de ilham olmalı.

 

Alan araştırması yaptığım Merzifonlu kadınlar ise, misafirperverliği, insan sevgisi ile gözlerimi doldurdu. Özellikle efsane derlediğim yaşlı teyzelerin, dünyaya bakış açıları, ölümü hazmedişleri beni çok etkiledi. Dünyanın, gerçek hazineyi kazanmak için bir bahane olduğunu anlatan Teslim Abdal’dan, Pir Sultan’dan okudukları deyişler, bana ne kadar hızlı, yoğun ama anlamsız yaşadığımızı bir kez daha hatırlattı.Nazegül teyzemin birkez daha ellerinden öpüyorum.

Son bir not, Amasya müzesinde antik dönemdne kalma bir dişi yılan figürü gördüm. Kolye takan yılan figürü ilginç geldi resmini aşağıya ekledim ve sizinle paylaşmayı istedim:

Bugün birçok kentimizde şehircilik iyi yapılıyor peki ya sanat!

Kastamonu idarecilerinin şehrin kıymetinin farkında olmadıklarını yazmıştım. Amasya’da ise idareciler üstünde oturdukları mirasın farkındalar. Yeşilırmak ve kral mezarlarını ışıklandırmışlar. Bazı caddeleri trafiğe kapatmışlar, şehirciliği sanatla tamamlamışlar. Bimarhane’nin belediye Konservatuarı  olması da bunun bir göstergesi değil mi? Tabii keşke burası, tıp tarihi araştırmaları merkezi olsa…

Bir şehir bir medeniyettir. Bütün bu yapıları gezerken, kitabeleri okurken, çocuklara rağmen zamandan sıyrıldım. Sanki 2009’da değil beş asır öncesindeydim. Şehrin bir kısmı hatıralarla avunmuyor, tarihi atmosferi yaşatıyor, İsmail Habib Sevük’ün dediği gibi mekanın canlılığı zamanı siliyor. Amasya Valiliği'ni, belediyeyi ve il Kültür-Turizm Müdürlüğünü yürekten kutluyorum.

2009

 

tweet