• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

İznik ve Bilecik

Gezmeyi de en az okuma kadar kültürel kalkınmanın bir parçası olarak gördüğümüz için üyelerimiz, okurlarımız, arkadaşlarımız ve hocalarımızla Anadolu’nun seçkin eserleriyle buluşmayı görev edindik.
Benim bu görevlerin yanı sıra diğer bir görevim, gezip gördüğüm güzelliklerin karşısında hissettiklerimi duygu ve düşüncelerimi yazmak. Geziye katılan diğer yazar arkadaşlarımdan da izlenimlerini muhakkak yazmalarını istedim. Çünkü biliyorum ki bir gün bu gezi yazıları tarih, felsefe, sosyoloji ve diğer bilim dallarınca kaynakolarak da kullanılacak.
Tıpkı benim başucumdan hiç ayırmadığım İsmail Habib Sevük’ün Yurttan Yazılarve Nahid Sırrı Örük'ün Anadolu Yol Notları- Kayseri-Kırşehir-Kastamonu kitabı gibi. Edebiyat yüksek lisans tahsilimde, özel gezilerimde ve araştırmalarımda bu iki kitap hem ilmi kaynak oldu benim için, hem de zevkle okunan iz bırakan eserler oldu.
Bilgili, görgülü insanların daha önce gezip gördükleri yerlerle ilgili izlenimlerini okumak kişiye çok şey katıyor. Tabii bir de bilgili, görgülü ve nazik insanlarlagezmek kişiyi kitaplardan daha da fazla geliştiriyor. 
Ben son üç senedir hayatımda en çok hangi manevi duygunun etkili olduğunu düşünüyordum. 31 yaşın getirdiği değer “merhamet” oldu. Merhamet duygusu az olan, veya diğer duyguları merhametinin önüne geçen insanlardan uzak durmayı şiar edindim. Fakat kültür gezilerimizle bir başka değerin farkına vardım: Nezaket
 Nezaket birçok diğer ahlaki öge gibi büyüklerden öğreniliyor. Bu vesileyle önce Ayla Ağabegüm hocamıza bize örnekliği için teşekkür ediyorum.
İkinci olarak da bize bütün inceliğiyle destek olan hiçbir zorluk çıkarmadan gezimiz için araç veren Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Haydar Süslü beye teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 15 sene aradan sonra Kartal Belediye Başkanlığı yönetimini kazanan CHP, Kartal’a neler yapabilir bilemiyorum ama Ali Haydar beyin nezaketi ile birçok olumluluğa katkıda bulunacağına inanıyorum. 
***
Uzun bir girişten sonra geziyi düzenlediğimiz bir inanç turizmi merkezi olan İznik’ten ve Osmanlı'nın kuruluş merkezi Bilecik izlenimlerimden bahsetmek istiyorum.


İznik, duru, aydınlık bir gölün kenarında kurulmuş Anadolu’nun en eski kentlerinden biri. Kentin tarihinde Bizans hakimiyetinden, Latin’e Selçuklu’ya ve nihayet Osmalı’ya kadar bir çok siyasi ve kültürel ve dini gelişmeler var. Hristiyan teolojisi açısından çok önemli İznik Konsülü’nden, Osmanlı dönemi ulemalar şehri olmasına kadar dini bakımdan önemli olaylara sahne olmuş. Bir diğer önemli yönü ise Osmanlı ailesine rakip olacak kadar güçlü olan Türk aile Çandarlı’ların memleketi olması. Onlar tarafından da imar edilmesi.


Eserlerden kısaca bahsedecek olursak; İznik’in doğusunda, Lefke Kapısı’nın yakınında Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından Hacı Musa’ya yaptırılan, birçok tezyinatın kullanıldığı Yeşil Camii ve camiinin bulunduğu alan bir harika. Mermer mihrabı, mermer işlemeli taç kapısı ve biribirinden güzel renkte çinilerle bezenmiş minaresine hayran olmamak elde değil. Hemen camiinin sol karşısındaki Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun için oğlu tarafından yaptırılan imarethane (bugün müze) ve çevresi İznik’in tek kompozisyonu.
 

Hacı Özbek Camii, Ayasofya müzesi, Eşrefoğlu Rumi’nin türbesi, kentin içinde karmaşaya boğulmuş diğer kıymetli, görülmesi gereken yerler.

İznik, coğrafi güzelliği, tarım zenginliği ve tarihi mirasıyla önemli bir cazibe merkezi. Ancak görenlerde büyük etki bırakmıyor. Çünkü kompozisyonuyok. Eserler arasında irtibat kurmak çok zor.

 

 

İznik, böyle giderse hiçbir zaman hak ettiği turizm değerine ulaşamaz. 
Kırgızlar (aslı Kırk Kızlar) türbesi ziyaretinden sonra Bursa Yenişehir’e yöneldik. Kısa bir tur ve Şemaki evi ziyaretiyle konaklayacağımız Bilecik’e doğru yola çıktık.
Nezaket dedik ya, konakladığımız Bilecik Polisevi’nin memurları, görevlileri, amirleri bizi o kadar nazik karşıladılar ki onları anmadan geçmeyeyim.

Akşamleyin Bilecik Polisevi lokalinde katılımcılarımızla fikir tartışmaları yaptık. O kadar farklı sosyo-ekonomik çevreden olan konuklarımızla birlikte olmak, kavga etmeden saygı sınırlarını zorlamadan konuşabilmek Türkiye adına çok sevindirici. Tabii bu başarının altında kadın olmanın farklılığı da var diyebilirim.


Ertesi sabah Bilecik-Söğüt turuna başladık. İlk ziyaret adresimiz Anadolu Ahilerinden, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi’nin kayınpederi büyük şahsiyet şeyh Edebali Zaviyesi ve türbesi idi. Sadece tarihi ve doğal güzelliği ile değil, insanın içine verdiği huzur ile bir başka yer orası. Biliyorsunuz Bilecik, Antalya-İstanbul karayolu üzerinde bulunuyor. Ve Şeyh Edebali, bu karayoluna sadece 2 km uzakta. Bu karayolunu sık sık kullananlara her gidişlerinde uğramalarını manevi feyzden faydalanmaya çalışmalarını tavsiye ederim.
Tabii gezi sırasında gördüğümüz bütün eserleri yazmamız mümkün değil. Ancak aynı zamanda Şeyh Edebali’nin hem talebesi hem damadı olan, Osmalı’nın ilk alimlerinden Dursun Fakıh’ın türbesinden de bahsetmek istiyorum. Türbenin kendisi Abdülhamit döneminde yaptırılmış. Tezyinatı ve mimarisi açısından güzel elbet, ancak mekanı, tezyinatını çok çok aşan bir etkiye sahip. Huni şeklinde bir tepenin üstünde yeri. Ve bu tepenin etrafı sakin, bozulmamış bir coğrafyaya sahip. Orayı sadece uzaktan görmek bile birçok güzelliğe bedel. Dursun Fakıh Türbesi, Bilecik, Söğüt yolu üzerinde 10. km civarında.


Bu iki vadinin iklimini anlatsam inanmazsınız, masal dersiniz belki. Dursun Fakih Türbesi, sanki bir billur dağın başında köşk gibi. Dağ deyip, camii deyip, zaviye, türbe deyip geçmemeli… Bilinenlerden değil bunlar. Issız bir sahadalar, hakikatin sırrına ermiş insanlar. Hem yalnız hem yüce kişiler… Hiçbir dağın sırtına basmadan yücelen ve ona tabii olanları yüceltenkişiler… İşte biz bu mekanlara tırmandık. Gördük, gezdik, bilgilendik ama en önemlisi hissettik… Bir umudumuzu saklı tuttuk.

***

Bu hafta sonu yine Kastamonu'dayız. Oradaki okurlarımızı Evliyalar Haftası'ndaki panelimize bekleriz.

Fotoğraflar: Sevde Sevan Usak

 

tweet