• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Kastamonu-2

Bu şehir başlıbaşına bir şaheser...

 

Bütün sıkıntılara rağmen huzur içinde bir kurban bayramı geçirdik. Siyasetteki hareketlilik, trafik kazaları, Ermeniler’den özür dileme kampanyaları ve tartışmaları bayram tatilinde en çok konuşulanlardı.

Kadın haberleri ve Akoder işbirliğinde bir grup yazar, akademisyen ev hanımı, dernek gönüllüleri 25 ki şi Kastamonu’ya gittik. Daha önce Kastamonu’nun tarihi dokusu ve halk kültürünün zenginliğine dair bir yazı kaleme almış ve yazıyı Kastamonu idarecileri ve halkı kendikıymetlerini bilmiyorlar diye bitirmiştim.

Bu kanaatim kesinlikle değişmedi. Ancak gerek Kastamonu’da ki insan ilişkileri gerek grubumuzdaki ilişkileri gözlemleyince ümidim arttı.

Daha önce yazamadığım birkaç Kastamonu güzelliğinden bahsetmek istiyorum. Bunlar Kasaba köyü Mahmut bey Camii ve İzbeliçiftliği. Gezimizde internet yoluyla kılavuzluk yapan Eda Yücebıyık’a özellikle bizleri Sabiha İzbeli çiftliğine yönlendirdiği için teşekkür ederiz. Sabiha hanımı herkes tanırmış aslında. Çiftliğinden yemeklerinin güzelliğinden haberdarmış ahali. Bizden hemen önce Aytaç Yalman Paşa Sabiha hanımın konuğuymuş. Sabiha hanımın turizm faaliyetleri ve örnek kadın oluşu sebebiyle bir çok ödülü var. 76 yaşında gerçek bir hanımefendi olan Sabiha İzbeli, çiftliğin 400 yıllık tarihini Kurtuluş savaşında işgale karşı çıkan ilk kadınlardan olan ve Kastamonu’da yaptığı kadın mitingiyle halkı yüreklendiren büyük kayınvalidesi Selma İzbeli’yi anlattı. 

Fakat Kastamonu bizim için Şerife bacının memleketidir. Şerife Bacı’nın İnebolu’dan Kastamonu’ya kağnı arabasıyla mermi taşırken şehit olduğunu gururla hatırladık. Şerife Bacı’yı ölümsüzleştiren soğuk bize de tesir etti. İlginç olan bu dondurucu soğuğun grubumuzdaki çocuklarda dahil kimsede hastalık yapmaması.

Kastamonu Daday yolu üzerinde yaklaşık 18. km.’de bulunan Kasaba Köyü ve Candaroğlu Mahmut Bey Camii’ni görmeye gittiğimizde köyün çocukları heyecanlarıyla, soğuğa montsuz direnişleriyle dikkatimizi çekti.
1366 yılında Adil Bey'in oğlu Mahmut Bey tarafından yaptırılan camiinin güzelliğini sanatını anlatmaya benim bilgim ve kelimelerim yetmez.Nakkaşlık, dülgerlik ve alçı işçiliği tekniğiyle küçük ama nefis bir camii burası. Işığı ve ısıtması olmayan camii aynı zamanda sahipsiz. Hiçbirgüvenlik önlemi alınmadan kapısı, bacası açık duruyor.

 


Camii’yi ziyaret edenlerin kadınlar mahfilindeki bitkisel ve geometrikbezemelere özellikle dikkat etmelerini tavsiye ederim. Hayretler içinde kalacağınızı da iddia ederim.


Hayret demişken gezimizin çok kıymetli konukları Kastamonu’da hemen her dakika hayretler içinde kaldılar. Bu kadar tarihi eseri olup da buranın nasıl tanıtımının yeterince yapılmadığı konuşuldu.  Kastamonu başlıbaşına birşaheser. Ve kökeni Urfa gibi Niğde gibi tarih öncesi dönemlere dayanmadığı nispeten yeni bir şehir olduğu halde bir şaheser. 
Arkeoloji müzesi ziyaretinde dikkatimizi çeken eski Anadoluuygarlıklarından pek az kalıntı bulunmasıydı. Grubumuzdaki bir arkeolog arkadaşımız Anadolu’da en az kazı alanının Kastamonu olduğunun altını çizdi.
Bu bilgiden basitçe çıkaracağımız sonuç Kastamonu İslam beldesi oluncacan bulmuş. Bu şehri her görüşümde daha çok sevmemi çok kıymetli hocamız Belkıs İbrahimhakkıoğlu’nun söylediği  "şehirlerde orayı irşadeden velilerinin ruhu yaşarmış" sözlerine bağlıyorum. Kimbilir Kastamonu'nun bütün vurdumduymazlığa rağmen güzelliğini koruması bu büyüklerle bağlantılıdır.


Bu eleştirileri dile getirirken sayın Valimizi ya da diğer kamu görevlilerini hedef göstermek istemem. Birçok yere olduğu gibi Kastamonu’ya da siyasi irade gerekli.  Şu acil eylem planına Kastamonu’yu da katsalar! Eski hanların hamamların, konakların, türbelerin, kümbetlerin arasında henüz sayısı çok fazla olamayan çirkin yapıları yıksalar, eski sanatları Liva Paşa Konağı’nda değil de doğdukları geliştikleri yerde eski çarşıda yaşatsalar… yapsalar... acele etseler...

 

 

tweet