• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Turuncu Dergisi Röportajı

“ANADOLU’NUN ERMİŞ KADINLARI”

  Kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Kadına verdiğiniz önem çalışmalarınıza nasıl yansıdı?

Antropoloji, arkeoloji gibi bölümler okumak isterken Allah’ın takdiri İstanbul Üniversitesi Türk dili ve edebiyatında okumuş, çok iyi hocalardan ders almış, dil bilimine, halk edebiyatına, etnografyaya, sanat tarihine ilgi duyan biriyim. Yüksek lisans eğitimimi İslam Sanatları ve Tarihi bölümünde, tezimi ise Türk-İslam edebiyatı alanında tamamladım. Akademik hayatımın her safhasında kadın hocalarımdan etkilendim, ekollerini takip etmeye gayret ettim. Başta Prof. Dr. Şeyma Güngör, Yrd. Doç. Meliha Sarıkaya, Ayla Agabegüm, hayata duruşları, sanata, topluma ve bilime yaklaşımları ile üzerimde büyük tesirler bıraktılar. Bizim toplumumuzda kadınlara, kadın çalışmalarına biraz iki yüzlü bir yaklaşım var. Batı dünyasının Şark’a bakışına katılmak mümkün değil, ancak ülkemizde bir kesim cumhuriyet öncesine kadar ya da Türklerin islamiyet’e geçişlerinin ardından Batılı bakış açısı gibi kadınları kafeslerin arkasında tasavvur ediyor. Diğer yandan muhafazakar kabul edilen bir kesimde de kadınının sosyal hayatta yer alışı, çağlar öncesi bir yaklaşımla ele alınabiliyor. Kadın yazarlara, kadın çalışmalarına iyi niyetli bakan kesimlerde ise bir ilgisizlik, önem vermeme durumu var. Bu kesimlerin hepsini pek tabi ki erkekler oluşturmasa da, erkekli-kadınlı bu çevrelerde bir erkek bakış açısı hakim olduğunu söylememiz mümkün. Çalışma hayatımın bir kısmını geçirdiğim medya mecralarında gözlemlediklerim, toplumun bizlere yaklaşımı belki de şuuraltı kanalıyla bizleri kadın çalışmalarına yönlendirmiş olabilir.

 “Eren”ler dediğimizde ilk olarak aklımıza kadınlar gelmez, zihnimizde daha gerilere atmışızdır ne yazık ki. Oysaki kadının annelik vasfından yola çıkarak topluma yön vermede ki büyük rolünü düşünürsek, böyle önemli bir konuda bu özel kadınların daha fazla tanınarak, örnek teşkil etmesi gerekir. Kitabınız bu anlamda da bir kaynak niteliğinde. Sizin için “Anadolu’nun Ermiş Kadınları”nı kaleme almanızda ne gibi düşünceler etkili oldu?

Anadolu’nun Ermiş Kadınları, bir düşüncenin ürünü desem pek doğru olmaz. Tamamen kısmet… Fikirler, karşılaştığım hocalar, olaylar bu çalışma için birer aracıydı. Hakikaten birden araştırmanın ortasında buldum kendimi. Ermiş kadınları toplumda oynadıkları rol bakımından incelersek, anne-gelin rolünün ağır bastığını görürüz. İlginç olanı, komutan, avcı, inşaat ustası gibi rollerde de karşımıza çıkması. Bu kadınlar yaşamları ile örnektirler. Ancak en büyük örneklikleri, sabretmeleri. Sabır burada bir anahtar. Kerametler dahi bu sabır neticesinde meydana geliyor. Günümüz dünyasına bakan ders veren en önemli yönü bu bence. Çünkü bugün “sabretme” fiili dünyamızdan çıkmış. Kitabı okuyanların bu cihete dikkat etmelerini isterim. Bir de araştırmacılarda ermiş kadınları, günlük hayatı inceleme bakımından değerlendirmeli. Bugün şarkiyatçıların  doğu ve kadınlar hakkında bir takım fanteziler üretmesi, bir anlamda bizim mahrem kabul ettiğimiz özel hayatla ilgili pek fazla bilgi olmamasından kaynaklanıyor. Ermiş kadınlara dair anlatılar, bir nebzede olsun günlük hayata ışık tutuyor. Çok sahici, kurgu değil. Çocuğu olmayan kadının dışlanması, aşeren kadının hisleri, şiddet gören kadının iç dünyası ve muratları ermiş kadınların hayatında. Bir hocam kitabı okuduktan sonra şöyle demişti: “Anadolu’nun Ermiş Kadınları, Anadolu’nun kadınlar hakkında verdikleri hüküm”

  Kitabınızı okuduktan sonra kadın erenler ve onların yaşamları hakkında ‘meğer ne kadar az şey biliyormuşuz’ diyoruz. Bu özel kadınların çok daha az farkında olunmasının ve bilgi eksikliklerinin nedeni nedir sizce?

Birçok nedeni var bana göre. Başta geleneklerin. Mesela haritada bazı şehirlerde hiç ermiş kadın görünmüyor. İnsanın olduğu her yerde Allah’a vasıl olan kul vardır. Nasıl erkek eren varsa kadın da vardır. Ancak sosyal şartlardan bu kadınlar tanınmamış olabilir. Zaten bizim kitapta yer verdiğimiz ermiş kadınların büyük bir kısmı mahalli veli diyebileceğimiz, sadece yöresinde tanınan hanımlar.

İslamiyet’in özünde kadına erkeğin farkı yoktur. . Kadın velî olur mu sorusuna İslâm dini olumlu cevap vermiştir. Başta Hz. Fatma, Hz. Asiye, Hz. Meryem, Hz. Ayşe, Hz. Hatice’nin ermiş kadın olduklarında ulemâ görüş birliğine varmışlardır. Hz. Hatice, peygamberle 25 sene evli kalmış ve kendisini her daim desteklemiştir. Yine Hz. Fatma, Hz. Hatice’nin en küçük kızı, iki peygamber torunu Hasan ve Hüseyin'in annesidir. Hz. Peygamberin kızı, Hz. Fâtıma’nın önemi, Hz. Peygamberin ona verdiği kıymette saklıdır. Resûl-i Ekrem, kadınlardan en çok Fâtıma’yı erkeklerden ise Ali’yi sevdiğini söylemiştir. “Fâtıma benim bir parçamdır, onu sevindiren beni sevindirmiş onu üzen de beni üzmüş olur” hadisi şerifiyle Hz. Fâtıma’nın kendi nazarındaki değerini ümmetine söylemiştir. Cennetlik kadınların en faziletlilerini saydığı bir başka hadisinde de önce Hz. Hatice ile Fâtıma’nın sonra da Asiye ile Meryem’in adlarını söylemiştir.

“Anadolu’nun Ermiş Kadınları” yolculuğunuz nasıl başladı ve gelişti?

Yüksek lisans tez konusu başlangıçta günümüzde yaşayan derviş kadınlar olacaktı. Ancak bu konuda insanlar çekindi, derviş kimliklerini ortaya çıkarmak istemediler. Sonra Nevşehir Hacıbektaş’ta medfun Kadıncık Ana’nın menkıbelerine rastladım. Oradan başlayarak, daha önce yapılmış efsane ve menkıbe merkezli tezleri taradım. Ardından uzun yolculuklar başladı. Çoluk-çocuk yollara düştük. Metinler üzerinde bahsi geçen ermiş kadınların acaba bir mezarı, yatırı, türbesi var mı diye araştırmaya başladık. Kimi zaman bir yıkık mezar, kimi zaman bir tepe, bir ağaç etrafında teşekkül eden, içinde binlerce yılın kültür birikimini yansıtan, inançlar, menkıbeler çok nadir de olsa uygulamalarla karşılaştık.

4)    Kitabınızda 69 kadın erenlere yer vermişsiniz. Bu kadınları seçmenizde etkili olan nedenler nedir?

Özellikle kitap çıktıktan sonra birçok yerden haber aldık. Gidip gördüğüm menkıbesini dinlediğim ermiş kadınlar da oldu. Ancak kitapta ilmi bir yol izledik. Sadece mezarı olan ama anlatısı olmayan ermiş kadınları dahil etmedik. Temellendirmeye gayret ettik.

Kitabınızda yer verdiğiniz ahlak, vefa, tevekkül timsali kadınlarla günümüz kadınları ve yaşam tarzlarını kıyasladığımızda ortaya çıkan sonuç hakkında görüşleriniz nedir?

Bu çağda kadınlara dayatılan bir tip var. Ve bu kadın tipi, çok seküler. Sadece kendini düşünen, anı yaşamak isteyen, her an mutlu olmak  zorunda hiseden bir kadın. Hayatın bir yolculuk olduğu hissinden uzak bir kadın. Ben bunları söylerken kendimi de beri tutmuyorum. Biz de çoğu zaman bu dayatmalardan nasibimizi alabiliyoruz. Manevi kaynaklardan beslenen bir kadın örneği, çok simgeleşmedi. Ancak ermiş kadınlarla birlikte Hz.

Anlattığınız kadınların mutlaka hepsi çok değerli fakat araştırma gezilerinizde aralarından sizi farklı bir biçimde etkileyen şahsiyet, mekan ya da olay oldu mu? Bu çalışma sizin hayatınızda ne gibi değişikliklere vesile oldu?

Anadolu’nun ermiş kadınlarının izinden giderken mesleğim bile değiştiJ)) Aslında diksiyon eğitmeni, konuşma bozuklukları uzmanıyken kendimi geziler yaparken, gezi yazıları yazarken hatta turizm raporları içinde buldum.

Bu görünen kısmı, görünmeyen kısmı ise dünya ile ahiret arasındaki çizgiye daha çok bakmaya gayret etmek oldu. Bize düşen onların izinde olmak için dua etmek. Ermiş kadınların hemen hepsinin hayatı etkileyici, ancak aynı zamanda tarihi bir şahsiyet Kadıncık Ana’ya yapılanları öğrenmek ona reva görülen son çok düşündürücü. Özellikle imtihanın son nefese kadar devam etttiğini somutlaştıran bir hayat.

İncelememize esas aldığımız bazı efsanelerde kadın kahramanların olağanüstü güçleri bulunduğu görülür. Bunlar, nazar etme gücü, büyücülük, şifacılık gibi daha rastlanır örnekler olmakla beraber üç ayrı menkıbede Hızır olan kadın tipi, şaşırtıcı ve ender örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu gezilerinizde bu kadınların çevre halkının üzerinde nasıl etkileri olduğunu gördünüz? Gereken önem veriliyor mu, yoksa geçmişten anlatılarak gelen hikâyeler düşüncesi mi hâkim?

Başta Amasya ve Ankara olmak üzere bazı şehirlerde ermiş kadınlara çok çok değer atfediliyor. Ancak büyük çoğunluğunda bir ilgisizlik hatta bilgisizlik söz konusu. Bunda sözlü kültürün yaşlılarla beraber çözülmesinin de etkisi var.

Farklı yörelerden olmalarına rağmen bu kadın erenlerin benzer isim veya hikâyelerde kesişmelerinin sebebi ne olabilir?

Anadolu'nun mitolojik kahramanlarını ve uygarlık izlerini, bunun yanında hıristiyan devrin hem tarihî hem de hayalî şahsiyetlerini görebilmekteyiz. İslâmiyet’ten sonraki devirlerde de şifâhî kültürde nesilden nesile intikali devam eden ve müslüman ismi taşıyan bir ermiş kadın efsanesinde Hz. Meryem'e dair izler tespit ettik. Hz. Meryem'in baba figürü olmaksızın hâmile kalmasını hatırlatan dini bir efsane bu konunun bir diğer örneğidir. Hz. Meryem kadar Hz. Fatıma'yı hatırlatan ermiş kadın örneği mevcuttur.

Anlattığınız bu kadınların çoğunlukla hayat mücadelesi içinde olduğunu, tevekkül ile haksızlık ve zorluklarla boğuştuklarını görüyoruz. Acaba her konuda olduğu gibi Allah’a dost olma sürecinde ki olgunlaşma ve yol kat etme, biraz da sıkıntılardan mı geçiyor?

Kesinlikle. Keramet, sıkıntılara gösterilen sabırdan sonra zuhur ediyor. Bu sıkıntılar, hem özel hayata dair çocuk olmaması, kayınvalide baskısı olabildiği gibi vatan edinme, Hristiyanlarla mücadele gibi konuları da kapsayabiliyor. Sabır, mücâdele motifleri ilk etapta göçerleri de farklı kültürlerle mücâdele eden yerleşik müslüman kadınlarIa yüreklendirmek için dilden dile anlatılmıştır denilebilir. Kadın erenlerin varlığına, kadınların güçsüzlüğünden dolayı değil, bilakis kadınlara değer atfedildiğinden saygı duyulmaktadır.

Kitabınız ve seminerlerinizle kadın erenler hakkında bir farkındalık oluşmasına önemli bir katkıda bulundunuz. Günümüz kadınlarının konuya ilgisi nasıl?

Kitap kısa sürede büyük bir kesim tarafından ilgi gördü. Özellikle kutsallık gibi bir değerin kadınlara atfedilmesi, kadınlar tarafından muhabbetle karşılanıyor. Birçok kadın ermişin türbe veya yatırlarına veyahut gezdiklerine inanılan mekanlara gidip özdeşim kurmak istiyorlar.

Çalışmalarınız sonucunda bir kadın olarak günümüz kadınlarının bireysel ve toplumsal konumları hakkındaki görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Kadın erenlerin hayatları, kadınların genel olarak toplumsal alandan dışlanmadığını da

göstermektedir. Kadın erenlerin çevresindeki olaylar genelde ders vermek, gelenekleri korumak, anlatıldıkları yere kutsallık kazandırmak gibi toplumsal işlevlere sahiptir. Kadın kahramanların etrafında insanlara sınırları çizilmiş güzel ve doğru bir dünyaya davet vardır. Ermiş kadınlar ve bu kadınların etrafında oluşan inançların, fertler üzerinde olumlu psikolojik faydalarını vurgulamak gerekir diye düşünüyorum

Çok teşekkür ederim

Röportaj: Halise Çiftçi

TURUNCU DERGİSİ

ANKARA

tweet