• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Opera Festivali'nde eleştirilen yerellik! Verdi'nin Atillası

"Herkese her yerde opera" sloganıyla yola çıkan İstanbul Opera Festivali’nin 5’incisi dün başladı. Açılış "Atilla" ile yapıldı. Hun İmparatoru Atilla'yı, İtalyan sanatçının bakışından görmek işin benim için enteresan tarafıydı. Attila'nın Avrupa seferinin İtalya bölümünü ve ölümünü konu alan opera, opera sanatı bakımından başarılıydı. Bas Tuncay Kurdoğlu ve soprano Feryal Türkoğlu'nun performansı, kostümler, orkestra, Zorlu PSM'ye laf yok. Zarif konuklar, yabancı misyon şefleri, sanatçılar, Nermin Bezmen-Tolga Savacı, kültür sanat programcıları herşey güzel görünüyor. 

Opera Festivali başlamadan ilan edilen oyunlar, eleştirmenlerce fazla yerli-yerel olmakla eleştirilmişti. Sanat yönetmeni Yekta Kara, haklı görünen bir açıklama yapmış ve "Bizim festivali oluştururken operayı yaygınlaştırmak, operayı hiç seyretmemiş seyirciyi çekmek temel hedefimizdi. Repertuvara bakınca Türklerle ilgili çok eser olduğunu görüyoruz. Bunları birinci derecede bizim oynamamız konusunda hemfikiriz" demişti.



Peki Hun Hükümdarı Atilla kim?
Büyük Hun Devleti M.S. 50 yıllarında Çin'in baskıları sonucu parçalanmış ve Hunların önemli bir kısmı Batıya göçerek Ural dağlarından Batı Avrupa'ya kadar uzanan Avrupa Hun Devletini kurmuşlardı. Bu devletin  
en önemli hükümdarı Atilla'dır (M.S. 437-453). Roma ve Bizans'ı vergiye bağlayan Atilla, pekçok sanatçının bakışından çeşitli eserlere aktarıldı. 
Verdi kim?
Bunlardan biri de bizim topraklarda sanat severlerin yakından tanıdığı Verdi. 
Türkiye’de İtalyan operası, özellikle Giuseppe Verdi’nin eserleri özel olarak kurulan tiyatrolarda oynanmış, Osmanlı'da operaya ve İtalyan sanatçılara özel bir ilgi gösterilmiş.  

Sultan Abdülmecit (1823-1861) Donizetti’den opera temsilleri istemiş, Hattâ Abdülmecit’in (s1839-1860) 1858’de İtalyan mimarı Fossati’nin planına göre inşasına başlattığı sanılan Saray Tiyatrosu 1859 yılında tamamlanmıştı.


Şimdi gelelim yerelik meselesine... Cevabımız sorularla olsun!
Yerel nedir? 
Operada yerel nasıl olunur? 
Evrensel nedir? 
Evrensel sanat var mıdır?
Opera eleştirisi yapılırken opera sanatının kaynağını ne kadar bilmek lazım? 
Operanın kaynağı dini musuki-kilise müziği olsa dahi bütün sanat eserleri çıkış noktasıyla ne kadar irtibatlıdır? 

Opera'nın Osmanlı'da bu denli ilgi görmesinden hareketle Osmanlı ve Cumhuriyet burjuvazisinin ekonomik ve siyasal etkiler altındaki değişimini ve değişimin kültüre yansıyan boyutunu Atilla'yı alkışımızla ölçebilir miyiz?

Kültür, tarih boyunca toplumda yaratılan bütün maddi ve manevi değerler, bu değerlerden faydalanılması ve bu değerleri gelecek nesillere iletilmesi değil midir?
Evrensel kültür yeryüzünden gelmiş geçmiş ve gelecek uygarlıkların heyet-i mecmuası ise ve Zorlu Sanat-Opera Festivali neden Hun Hükümdarı Atilla'yı, hz. İsa'nın şahsi manevisi ile mecz olmuş bir Sezar'ın önünde secde ettiren, İsrail'in kurtuluş menkıbesine atıflar yapan bir oyunu açılış sahnesine koydu?
Verdi'nin sanatı ne kadar evrensel?
Üstüne bu festivalin yerel olduğunu iddia edenler bizimle dalga mı geçiyor?
Yoksa evrensel kültür, ismini Hun Hükümdarı Atilla'dan alan, Atilla İlhan'ın tanımladığı gibi "... yahudi, hristiyan tabanlı batılı kültür empreyalizminin, dünyaya cebren ve hile ile kabul ettirmeye uğraştığı, Yunan/Latin kökenli batı-kendi kültürü müdür?"

Sınırlı sayıdaki oyunlar içinde pek tabi ki İtalyan Verdi'nin gözündeki "İtalya'nın vatan sevgisi ve dini karşında secde eden dinsiz-barbar Atilla"nın olması kabul edilebilir. Ancak Opera Festivali'nin açılışının böyle bir konsepte olması ve bunu yerel diye takdim edilmesi, kabul edilemez!

tweet