• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

SAKLI KİTAP: Hem sosyal belge hem bir terapi.

Edebiyat nedir sorusunun cevabı insan sayısı kadar çeşitli olabilir. Edebi türler, roman, şiir, hikaye ne kadar ferdi gözükse de toplumsal bir olayla ya etkileşim halindedir ya da bizatihi o toplumsal olayın bir sonucudur. Bazen de sosyal dönüşümün lokomotifidir. Türkiye, 19. yy’dan itibaren bulanarak, durularak, başkalaşarak, yabancılaşarak, öze yaklaşarak bugünlere gelmiştir. Bu acı, tatlı tecrübeleri edebiyatın mahsülleri özellikle hikaye ve roman türünden öğrenmek mümkün olmakta, bir anlamda bu eserler sosyal belge niteliği taşımaktadır. Bugün son iki yüzyıllık edebiyata Yeni Edebiyat denilmekte ve yeni edebiyat ürünleri toplumsal olayların ferdi aynaları olarak teşekkül etmeye devam etmektedir.

İşte sosyal, siyasi hatta askeri olayların bir tezahürü olan edebi eserlerden biri de Timaş Yayınlarından çıkan Sibel Eraslan'ın Saklı Kitap’ı. Roman hayattır derler ya işte bu cümlenin hakkını veren bir eser Saklı Kitap. Bir diğer ifadeyle Türkiye’nin sancılı idaresinden dolayı“hayatımız roman” anlayışın yansıması. Geçtiğimiz 90’lı yılların sonunda yaşanan idareye müdahale ki bir müdahale sahipleri tarafından 1000 yıl süreceği iddiasına sahip 28 Şubat’ın kadınlar üzerindeki yıkıcı, yorucu izlerini çok içerden anlatan bir kitap. Yakın zamana kadar on binlerce insana uygulanan yasakçı tutumlar, edebiyatın estetik kalıbında içsel bir dışavurumla ortaya konulmakta. Saklı Kitab’a bir gözle bakan sosyolojik tahliller yapabilecekken diğer bir göz sıradan bir okuyucunun özümseyebileceği gerçeklerden etkilenecektir. Evet Saklı Kitap hem bir sosyal belge hem tarihi belge hem de bir nevi hatırattır.

Yazarın, daha önceki yazın tecrübesinin dünya tarihini etkileyen kadın kişilerin biyografik romanlara dayanması (Hz. Meryem, Hz. Asiye, Hz. Fatma vs.) modern devrin kadınlarının sosyal ve siyasi travmalardan etkileme düzeylerini bu denli etkileyici ortaya koymasına şüphesiz etki etmiştir.

Türkiye’de müdahele yanlısı bir kesimin 28 Şubatın yıkıcı etkilerini “mağdur edebiyatı” gibi arabesk, argo hatta pejoratif bir argümanla sunmalarına karşı bir duruştur Saklı Kitap. edebi kalitesi, derinliği ve içtenliği ile. Bu sığ söylemin dayandığı nokta 28 Şubatla ilgili yeterince edebi ve sanatsal esere imza atılmamış olması yıkılmaktadır kitapla. Belki Saklı Kitap ve benzeri eserler ortaya kondukça, sinemaya, tiyatroya ilham olacaktır. Nesiller, ülkenin geçtiği zorlu yolları daha iyi tanıyacaktır. Bir ressam çıkıp Saklı Kitap’ta anlatılan kadın figürlerini resmedecek sergiler açacaktır.

Belki edebi çevreler, ferdler arası problemli, huzursuz ilişkileri irdeleyen mahremiyetin sınırlarını kaldıran yalnızlığa itici eserleri bir yana bırakıp toplumsal olayların ferd üzerindeki etkilerini ortaya koyan eserlerin lansmanını yapacaklardır. Yani toplumu kaliteye, gelişime, tartışmaya sevk edeceklerdir.

 

***

Max Nordou, “Modern insanı ortaya çıkaran romanla tiyatrodur” demektedir. Bu tespitten yola çıkarak roman ve tiyatronun son üç yüzyıldır hayatı şekillendirdiğini söyleyebiliriz.

 Edebiyatçı kimliğiyle tahlil yapmaya çalışan bu satırların sahibi, 28 Şubatta eğitim hayatından ve kamudan koparılan biri olarak 28 Şubatla ilgili “henüz en güzel söz” söylenmedi anlayışında idim. Bu konuyla ilgili röportajları, belgesel kitapları okuyamıyor, filmleri izleyemiyordum. Belki travma sonrası stres bozukluğu dedikleri tanı çerçevesindeki semptomları yaşıyordum. Saklı Kitab’ı çıktığı hafta almama rağmen kapağını kaldıramıyor, kaçıyordum. Kitabın tanıtımı için çekilen videonun tüyleri diken diken yapan kestileri süreyi uzatıyordu. Bugünlerde hayatta olmayan ama bizlere o günlerde annelik yapan bir kişinin romanda bir kahraman olarak yer aldığını görünce bütün korkularımı bir yana bırakarak romanı okumaya başladım. Evet tahmin ettiğim gibi sahiciydi, acıydı ama salıncağa binen SRYY abla tiplemesiyle estetik, deşarj edici hatta tıpkı bir terapi gibi yüzleşme rahatlığı barındırıyordu. Michelangelo Musa Heykeli’ni bitirdikten sonra o kadar beğenmiş ve inanmış ki:“Kalk ve Yürü Ey Musa” demiş ya kitabı kapattıktan sonra böyle bir duyguya büründüm. Belki yaşadıklarımın tarihe geçmesi, belki hesabı kapatma kararımı tetiklemesi ne dersek diyelim bir olmuşluk duygusu işte… Nordo’unun sözüyle bağlayacağım romanlar hayatı şekillendiriyor, bu sebeple bu toplumun gerçeklerini bilmek, vaziyet seçmek için Saklı Kitap okunmalı. Çocuklarımız, kendilerinden önce gelenlerin hangi dinamiklerle hareket ettiklerini kavramak amacıyla Saklı Kitabı okumalı. Yeni Türkiye’de yeni politikalar iddiasında bulunan siyasiler Saklı Kitabı okumalı.

Son Sözüm Rıza Tevfik’in meşhur koşması ile olacak:

Felaket bağrına girdim serseri

Feryad u zarımı duyan kalmamış…

 

tweet