• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Marakeş’te Kaside-i Bürde Namesiyle İnleyen Bir Türbe

Fas coğrafyası ve tasavvuf

 

Kuzey Afrika’nın en batısında yer alan Fas’ı bir çoklarımız “Afrika’yı Leo’dan öğrendik.  15.yy.ve 16.yy. arasında Granada, Fas , Kahire ve Roma'da geçen kitap, gezgin Afrikalı Leo (Hassan el-Wazzan)'ın hayatını anlatıyordu. Fas, Türk basın ve yayın organlarında birçok kez yer aldı, gezi yazılarına, gezi programlarına konu oldu. Kızıl Marekeş’in büyülü meydanından, kobra yılanlarına, Fransız mimarisinin etkisindeki Casablanca ve Rabat’ından Unesco korumasındaki Roma’nın Afrika’daki başkenti Voubilus’a kadar. Pek az dile getirilen, izlenimlerin aktarıldığı husus Fas’ın dini hayatıve inanç merkezleri. Bu sayıdaki yazımda Fas’daki inanç merkezlerini ve dini hayatı anlatmak istiyorum.

FAS’TA DİNİ HAYAT

Faslılar, umumiyetle kendilerini Mâlikî mezhebinin en önemli müdâfii ve temsilcisi olarak görürler. Bu sebeple, geleneksel yöntemle dinî ilimler tahsili yapmış Faslılar, Mâlikî mezhebine çok güçlü bir bağ ile bağlıdırlar. Fas’ta yetki ve fonksiyonları itibariyle bizdeki Diyanet İşleri Başkanlığı’na benzer bir müessese olan er-Râbıtatu’l-Muhammediyye li’l- Ulemâ mevcuttur. Fez şehrinin kalbindeki Karaviyyun Medresesi dün de bu gün de dini hayatın kalbi gibi. Gezimiz esnasında bir Cuma namazı eda etmek nasip oldu ve bu esnada gördük ki kadınlar büyük yoğunlukla Cuma namazına iştirak etmişlerdi.

 

TASAVVUF VE FAS COĞRAFYASI

İslam düşünce sisteminin bir parçası olan Tasavvuf, Kuzey Afrika, Mağrib ve Endülüs’ün İslâm coğrafyası hâline gelmesine büyük katkı sunmuştur. Afrika’da kabileler arasında İslâmî kültürün içselleştirilmesi ve tasavvufî yaşantının yaygınlaşması ile gerçekleşmiştir. Fas’ta Sûfîlerin saygın, seçkin ve örnek kimseler olmaları ve halktan biri gibi görünmeleri bilhassa Berberilerin dikkatini çekmiş, kalpleri İslam’a ısınmıştır. Bugün Fez’de türbesi olan Ticani Hz. Nin türbesinde dikkati çeken bir Afrikalı ziyaretçi akını mevcut. Ahmed Ticânî, Halvetiyye tarîkatına göre insanları terbiye ve irşâd etti. Bu irşâd kendine mahsus olduğundan Halvetiyye'nin Ticânîye kolu ortaya çıktı ve bu tarîkatın Afrika'da İslâmiyet'in yayılmasına büyük hizmeti oldu. Nefis tezkiyesini, kalb tasfiyesini ve ruhun aydınlanmasını sağlayabilmek için mürit-mürşit ilişkisinin sıcaklığına ve yakınlığına dikkat çekerdi. Fez’in bu manevi dinamiği modern devirlerde devam ediyor, bugün kitapları ve duruşu ile Avrupalıları etkileyen Ian Dallas’ın İslamiyet’e giden yolu Fez’den geçmiş.

 

Modern Sufi İan Dallas’ın Fez Yılları

 İan Dallas’ın yolculuğunu bir levha başlatır. Ve 0 ilahi gerçeğin peşine düşer;
Yolculuk o bomboş odada, hiç kıpırdamadığım bir an içinde başlamıştı

Yolculuğu kütüphane memurluğu yaptığı bir dönemde başlar ve Fez’e dek uzanır. Fas’ta tanıştığı bir bedevi, onu mürşidine ve irşadına ulaştıracak ilk kapıdır;

Bedevî beni yanına peykeye oturttu. Gözyaşları hala yanaklarımdan süzülüyordu; yüzümü sildim, konuşmasını bekledim. ‘Sen arşiv yetkilisisin. Kitapları kullanıyorsun ama bilgi sahibi değilsin. Şimdi bilgiyi bulacaksın. Seni onun yakınına kadar götüreceğim. Senin aradığını içeren bir kitap var. Adı Gariplerin Kitabı. İçinde bu dünyada ve sonrasında bilmek istediğin her şey var.” (s.72)

Bu gece ‘Gariplerin Kitabı’nı bulmak için yola çıkıyorum. Böyle bir kitap var mı? Acaba beni bu garip yolculuğa çıkmaya zorlayan böylesine garip bir kitap mı?” (s.73)

Arayış yolculuğu Ian Dallas’ı 1967 yılının Ramazanı’nda Fez’deki Karaviyyun camiine kadar götürür ve orada müslüman olur. Bir sene sonra yaz aylarında Fas’ın ortalarında yer alan İsmail Mulay’ın inşa ettiği Meknes’te küçük bir zaviyede yaşayan Şazelî-Darkavi şeyhi Muhammed İbn El-Habib’in müridi olur. Tasavvuf, yüreğinden gelen soruları yanıtlar. Muhammed İbn El-Habib, O’na yeni bir isim verir: Abdulkadir Es-Sufî.

 Meknes’teki âsitânede bir süre kalarak mürşidinin yakın gözetiminde seyr ü sülûkuna başlar.

 

Marakeş’te Kaside-i Bürde Namesiyle İnleyen Bir Türbe

 

Bir haftalık Fas seyahatimizde birçoklarının aksine beni etkileyen hatta büyüleyen yer Marakeş şehri oldu. Meydanı, camisi, insanları, kilimleri, fenerleri, kobra yılanları ile Marakeş modern dünyadan çok uzakta ve otantik. Dar ve birbirine açılan labirent gibi bir sokağın içinde öyle bir kapı var ki başka dünya içinde bambaşka bir an’a açılıyor. Burası Hızıriyye Tarikatının kurucusu mutasavvıf Abdülaziz ed-Debbağ’ın türbesi. Soyu Hz. Hasan’a uzanan Debbağ, ümmi olmasına rağmen dini ve manevi ilimlerde çok ileri gitmiş, devrinde çok tesirli bir kişi olmuştur. O’na göre kamil ilim, Allah’ın ihsan ettiği ledün ilmidir. Duyularla elde edilen ilim, bu ilmin yanında bir hayal gibidir. Batıni ilim güneşe, zahiri ilim ise fenere benzer, insan gece fenere muhtaç olduğu gibi batıni ilim de zahiri ilime muhtaçtır.

Fikirlerinden bir nebze olsun bahsettiğimiz Debbağ Hz.nin türbesi, enerjisi, ferah ortamı ve en önemlisi de beş yaşlı erkekten oluşan derviş grubuyla Markeş’in büyüleyici ortamını bir aşka dönüştürüyor. Dervişlerin cezbe halinde okuduğu Kaside-i Bürde türbeye tekke havası katıyor. Yerli-yabancı ziyaretçilerin türbenin içinde avlusunda oturup iç dünyalarına çekilişleri, tefekküre dalışları özendirici. Bu dünyaya hele de bu çağa hiç ait olmayan bu inanç merkezine biran önce gitmenizi tavsiye ederim.

 

 

 



Gülenay Pınarbaşı

tweet