• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

Denizli’den İstanbul’a Oradan Spil Dağına Uzanan Maneviyat ve İlim Dolu Bir Yolculuk…

Merkez Efendi Gezi Önerisi

İstanbul’un tabiî ve mimarî güzellikleri saymakla bitmez. Yukarıda hayatını ve türbesi etrafında oluşmuş külliyesini anlattığımız Merkez Efendi, İstanbul’un kalbinde Topkapı’da saklı bir cennet gibi. Hafta içi ve hafta sonu kolaylıkla ulaşılabilen külliyenin etrafında dar sokağa masa açan köfteciler vardır. Külliyenin manevi atmosferinde soluklanıp, mimari güzelliğine doyduktan sonra köftecide geleneksel menünün tadına bakabilirsiniz.

Merkez efendinin izinde Manisa’ya dek gidebilirsiniz. 2. Geleneksel Tıp Günleri Festivali mayıs ayında Manisa’da gerçekleştiriliyor. İyisi mi siz bir mayıs günü Manisa’nın yolunu tutup hem bitkilerden gelen şifayı keşfe çıkın.

Haziran ayında ise Merkez Efendi geleneksel tıp günlerinin İstanbul bölümü yapılacak. Manisa’ya gidemeyenler Topkapı’nın yolunu tutabilir.


Merkez Efendi 16. yüzyılın ilk yarısında yaşayan ünlü bir tıp ve din adamıdır. 1463-1464 yıllarında Denizli’nin Sarı Mahmudlu köyünde doğmuştur. Bursa’da 15 yıl kalarak tahsilini tamamlamıştır. Tahsili sırasında tasavvuf yoluna girmeye karar vermiş ve Amasya’ya giderek Halvetiyye şeyhlerinden Habib Karamani’ye mürit olmak istemiştir. Ancak manevi eğitim için başkasını işaret etmiştir. Kendisine de halka vaaz etmesini tavsiye etmiş ve “Musluhiddin” lakabını vermiştir.

Devranla zikir yapan devrin tanımmış şeyhlerinden Sünbül efendiden uzak durmuştur. Fatih’te Karabıçak adıyla bilinen Mirza Baba’ya intisap edip kızıyla evlenmiştir. Fakat bir gün gördüğü rüya onu başka bir yolu göstermiştir. Rüyasında uzak durduğu Sünbül efendinin odasına zorla girmiştir. Bu rüyayı izleyen çeşitli kerametler neticesinde Sünbül efendiye intisap etmiştir.

Merkez İsmini Alışı

Halveti Şeyhi Sünbül efendi, Merkez efendinin kendisine “Sizler bu dairemizin merkezi olup…” diyerek iltifat etmiştir. Bu hadiseden sonra ismi Merkez Efendi olarak bilinmektedir. Seyrü sülûkünü tamamlamasının ardından Aksaray’da Kovancı Dede Halveti Tekkesinde irşad çalışmalarına başlamıştır. Bir zaman sonra Kanuni’nin annesi Hafsa Sultanın, Sünbül efendiden Manisa’da yaptırdığı külliye için bir hankah için bir şeyh istemesiyle Manisa devri başlamıştır.

Manisa’da Manevi İlimlerle Bezenmiş Bir Doktor

Merkez Efendi, Manisa’da hem şeyhlik hem de doktorluk yapmıştır. Kanûni Kanûni’nin annesinin hastalığı döneminde Manisa’nın efsanevi dağı Spil’den topladığı 41 çeşit bitkiden imal ettiği mesir macunu hastalığa şifa olmuştur. Böylece Manisa’da 473 yıl süren bir geleneğe ilham olmuştur. Hoş ve lezzetli kokusu olan mesir macunu, halk arasında iştah açıcı, kan dolaşımını düzenleyici, yorgunluğu giderici, hormonları çalıştırıcı özellikleriyle bugün de talep görmektedir.

 

Merkez Efendi’nin İksirli Formülü

Mesir macununun yapımında anason, meyan balı, çivit, çöp çimi, çörekotu, darı, galanga, hardal, havlıcan, Hindistan cevizi, Hindistan çiçeği, hıyarşembe, kakule, karabiber, karanfil, kimyon, kişniş, zaferan, meyan balı, kebabe, karahalil, limon tuzu, udülkahır, iksir şekeri, topalak kökü, mürrüsafi, portakal çiçeği, portakal kabuğu, ravent, raziyane, safran, sakız, kara halile, sarı halile, sinameki, tarçın, topalak, vanilya, zencefil, zerdeçöp ve günbalı gibi 41 çeşit baharat kullanılmaktadır.

Manisa’dan Sonra İstanbul: Ordu Şeyhi Oluyor

Kanûni, Manisa’dan beri yakın ilişkide bulunduğu Merkez Efendiyi Korfu seferine çıkarken Hatt-ı hümâyunla ordu şeyhi olarak görevlendirmiştir. Padişahla yakınlaşmasının bir başka göstergesi de Sultanın şeyhten “bizim Merkez” olarak söz etmesidir. İstanbul’da irşat faaliyetlerine devam eden Merkez efendi, İstanbul’da çokça tanınmaya başlanmış ve menkıbeleri dilden dile anlatılmıştır. Tekkesinin yanında bir su bulduğu ve bu suyun şifalı olduğuyla ilgili inanç çok yaygındır. Bu suyun olduğu yere bir hamam inşa edilmiştir. Külliyesinin bulunduğu alan devrinde “Merkez Vilayeti” olarak anılmaya başlanmıştır.

 Merkez Efendi 1552 (H.959) yılında İstanbul’da vefat etti. Naaşı büyük bir kalabalık tarafından uzun bir süre omuzlarda taşınıp, Topkapı surlarının dışında kendi yaptırdığı caminin türbesine defnedilmiştir. Türbesi yüzyıllardır İstanbul’un önemli ziyaretgahlarından biri olmuştur.

Bilinen bir telif eseri olmayan Merkez efendinin, “Merkezi” mahlasıyla yazdığı ilahileri bilinmektedir.

Merkez Efendi Külliyesi ve Yeni Kapı Mevlevihanesi, İstanbul’un Bilinmeyen Ambiyansı

Geçmişte de günümüzde de önemli bir ziyaretgah konumundaki külliye, türbe, zaviyesi, harem, Dârülkurrâ, cümle kapısı ve çeşmesi, çilehâne, kuyu ve şadırvan, Taamhâne, Derviş Hücreleri, Şeyh dairesi, Hünkar Köşkü gibi bölümlerden oluşmuıştur. Yakınlarındaki Yeni Kapı Mevlevihane ile Külliye muhteşem bir ambiyansa sahiptir. 

Merkez Efendi Külliyesi ile ilgili daha çok bilgi edinmek için kendi soyundan gelen Emel Esin’in günümüz Türkçesine aktardığı “İstanbul’daki Merkez Efendi Külliyesine ait vakfiyeye bakılabilir.

tweet