• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Gülenay Pınarbaşı'nın Web Sitesi

Site Menüsü
takipet

bahsedenler

On yıl aradan sonra bir vuslat töreni

 Her Şeb-i Arûz töreni, hayatın doğuşla ölüm arasında zamanla sınırlı olmadığının haykırışı gibi ...
 
***
 
Konya, çocukluğumun geçilirken görülen, arabanın içinden seyredilen ferah şehridir. Şeb-i Arûz’un ne olduğunu öğrendikten birkaç yıl sonra 2001, 17 aralığında İstanbul'dan trenle Konya'ya doğru yola çıktık. 18 saatte tamamladık büyülü güzergahı. Karlar altına buğday tarlaları, köyler, beldeler bir tren penceresinden bakınca Çatalhöyük’ü örter gibiydi. Bakışlar arasında katmanlar var, yol uzun ama sabra değer.  Adını anarken, anlamaya çalıştığımız edebe sevk eden Mevlana'ya götürecek kıvrımlar. Nasıl edebe geçmezdik, Anadolu'yu yakıp yıkan cani Moğollar bile kendisi karşısında hürmete mecbur kalmışlardı. Bu nasıl bir manevi  nüfuzdu? Musiki, sema ve şiir; belki bu aciz benliğimin algıladığı buydu ama olsun zamanla idrak etmek de nasip olabilir! (Bu kapı ümitsizlik kapısı değil!)
 
Trenden gözüken İç doğu Ege, İç Anadolu bozkırları şimdilerde karla kaplıydı ama nelere şahitlik etmişti! Bu toprakların siyasi ve içtimai tarihi buralarda yazılmıştı. Bir yandan Hülagu, diğer yandan Türkmen Babaları, Karamanoğlu hanedanı, isyanlar, Kösedağ mağlubiyeti. Ondan öncesi Hititler (Ereğli 'de küçücükken(5) gördüğüm çivi yazıları da başka hayallere pencere)
Diğer yandan Kır-ın-Şehri'nden gelen sedalar... İster istemez Ahi Evran'a atfedilenleri düşünüyorum. Tarihçilere rağmen bir gerçek var ve belki biz bunları hayatın diğer basamağında öğrenebileceğiz!
 
***
 
Mezar-ı Şerif nere Rum diyarı nere? Sen neymişsin Harzemşah beyi, (her şerde bir hayır var) Bahaeddin Veled’i küstürmüşsün. Almış oğlunu düşmüş peygamber yollarına. Attârla tesadüfen mi karşılaştılar? Şam da tesadüf değildi Erzincan’da Konya’da. Tıpkı bizim 2001 ve 2011’de semaya gark olduğumuz gibi bu da tesadüf değildi.
 
Keşke tren Karaman’dan da geçseydi karda kışta tren penceresinden Gevher Hatun’la buluştukları yerleri görseydik. Ne de olsa seyir çağındayız, nefes alıyoruz o kadar! Ya-şa-ya-mıyoruz! Gezerek yaşamaya çalışıyoruz. Kapı kapı nasibimizi arıyoruz! (Bu kapı ümitsizlik kapısı değil!)
 
Peki Şems? Aşk-cezbe-vecd! Aklım da ermiyor gönlümde! (Bu kapı ümitsizlik kapısı değil!)
 
2001’de trenle, 2011’de uçakla Konya… Her daim güzel, her daim sakin. 2001’de karlar altında bir buluşma 2011’de güneş altında. Mutluyuz… Mevlâna’ya göre mutluluk, benlikten geçip Hakk’a yönelmekle, aklın dar kalıplarından sıyrılıp özgür olmakmış! Bize göre kapıda olmak. (Bu kapı ümitsizlik kapısı değil!)
 
***
 
Konya kapılar şehri… Bana göre de en büyüleyici kapı Sırçalı Medresesi’nin kapısı… Kapı demeyeyim! Kapının en sanatlısı İnce Minare’de. Kapıdan bakış diyeyim. Tus’tan buralara gelmiş vurmuş damgasını mimarı. Oraya da defnedilmiş. Kapının sağında. Karatay medresesinin kubbesi iç karartırken Sırçalı medresenin eyvanı, havuzu ve susmuşluğu iç açıyor.  Ahmet Özhan, keşke Sema safa, cana şifa, ruha gıda dese Sema’ya bakarak! (Bu kapı ümitsizlik kapısı değil!)
 
 
 
Tabii bir daha bir daha gezsek de doyulmayan seyredeni şaşırtan eserler vardır. Benim için de bu eser hep Karatay Müzesi’ndeki Konya Kalesi yıkıntılarından getirilen kanatlı melek figürüdür. Selçuklu’yu tanımıyoruz. Anlamıyoruz. Çift başlı kartalındaki dine ve dünyaya bakışını da anlayamıyoruz… (Bu kapı ümitsizlik kapısı değil!)
 
***
 
Evliya Çelebi’nin 20 yıllık seyahatleri boyunca göremediği kadar güzel olduğunu söylediği Meram Bağları’nda hava soğuk, yeşillik az olsa da Ateş Baz-i Veli ve adı Tavus Baba olan Hind’den gelen kadın ermişin rüzgarı yetiyor.
 
Konya dört günde biter mi? Sille’si, Akşehir’i, Nasreddin Hocası, Kubad-ı Abadı derken en az bir hafta gerekli.
 
Velhasıl kelam, hiç Şeb-i Arûz törenlerine gelmediyseniz 2012 için şimdiden niyetlenin. Konya’ya ya da törenlere gelip Selçuklu mirasını görmediyseniz, yaz-bahar ayları için hazırlığa başlayın. Ne demiş Pir BURASI ÜMİTSİZLİK KAPISI DEĞİL!
 
Yazarın Milat Gazetesindeki yazısından alıntıdır.

tweet